“Bir askerî harekât başlarken yalnızca silahlar konuşmaz; cephelerin arkasında, kamuoyunun zihinlerinde şekillenen bir başka cephe daha açılır.”
Yaren Gökçe Bacanlı
Kıbrıs’ın tarihî arka planına baktığımızda, asırlardır süre gelen bir mesele görmekteyiz. Tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar devam eden bir sorun olmakla birlikte Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki en temel problemdir. Kıbrıs’ı bu kadar önemli kılan şüphesiz ki jeopolitik ve stratejik konumudur. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, yalnızca askeri bir müdahale değil, aynı zamanda kapsamlı bir psikolojik harp süreci olarak da değerlendirilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti, harekât öncesinde, sırasında ve sonrasında çeşitli yayınları ve yöntemlerini kullanarak hem kendi kamuoyunu hem de uluslararası kamuoyunu etkilemeyi amaçladı. Bu süreç, yalnızca askeri hareketlilikle değil, aynı zamanda bilgi, algı ve kanaat yönetimiyle de yürütüldü. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nin uyguladığı psikolojik harp stratejileri, harekâtın kamuoyundaki geçerliliğini koruma ve toplumsal direnci güçlendirme açısından önemli bir araç olarak değerlendirildi. Bu bağlamda, radyo yayınları, yazılı bildiriler ve medya organları aracılığıyla oluşturulan söylemler büyük önem taşımaktadır.
Kıbrıs’ın Tarihi Arka Planı
Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs’ı fethetmesiyle birlikte 1571’den itibaren ada üzerinde Türk egemenliği hukuken kuruldu. 307 yıl Türklerin hakimiyeti altında kaldı. Türk yönetimi adada yaşayan halka dini açıdan bir özgürlük ve bağımsızlık tanıdı. Bu yüzden Türklerin gelişi Ortodoks inancında olanları da mutlu etti ve 19. yüzyıla kadar halk tarafından olumlu karşılandı. Bu süreç boyunca adada bir isyan da çıkmadı. Ada, 1571’den 1878’e kadar hem hukuken hem de fiilen Osmanlı idaresinde kaldı ve tarihinin en sorunsuz ve huzurlu dönemini yaşadı.
Ancak 1877 yılında başlayan Osmanlı-Rus Savaşı’nda Osmanlı Devleti savaşı kaybetti. Savaş sonunda imzalanan 93 Harbi olarak da bilinen Ayastefanos Antlaşması ve daha sonra toplanan Berlin Kongresi ile Kars, Ardahan ve Batum Ruslara bırakıldı; Bulgaristan Devleti kuruldu, Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsızlık kazandı.
Kıbrıs Barış Harekâtının Psikolojik Harp Boyutu çalışmasının tamamı Defence Turk Dergi 28′nci sayısında.
Çalışmanın tamamını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
Osmanlı Devleti, 4 Haziran 1878’de İngiltere’yle yaptığı antlaşmada Rus tehlikesine karşı geçici olarak Kıbrıs’ın idaresini İngiltere’ye devretti. Ancak ada hukuken Osmanlı Devleti’ne bağlı kalmaya devam etti. Bu antlaşma yeterli olmadı; çünkü antlaşmada çoğu hükümler yetersiz kaldı. İngilizler baskıları sonucunda amaçlarına ulaştı ve 1 Temmuz 1878 yılında 4 Haziran antlaşmasına ek imzalanan antlaşma ile ada için yıllık kira ödemeye başladı. Bu antlaşmaya göre İngilizler, Osmanlı’ya 92 bin altın verdi ve Rusların, Kars, Batum ve Ardahan’dan çekilmeleri durumunda da ada tekrar Osmanlı Devleti’ne geri verildi. İngilizler adada söz sahibi olduktan sonra tahmin edileceği üzere Rumlara daha yakın davrandı. Bu durum ise önlerindeki tek engelin Türkler olduğu düşüncesine ve Türk nefretinin katlanarak arttığı bir durumun ortaya çıkmasına neden oldu.
Londra ve Zürih Antlaşmalarının İmzalanması
1955 yılında, Kıbrıs’ta artan gerginlikler üzerine İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında Londra’da bir konferans düzenlendi. Ancak bu görüşmelerden somut bir sonuç elde edilemedi. Bu toplantının en önemli sonucu, uluslararası hukuk açısından, o tarihe kadar Kıbrıs meselesine doğrudan taraf olmayan Yunanistan’ın resmen sürece dâhiliyeti oldu. Yunanistan, Kıbrıs sorununu Birleşmiş Milletler gündemine taşımak amacıyla girişimlerde bulundu ve 1957 yılında bu talebi kabul edildi.
BM Genel Kurulu, 1958’de müzakerelerin başlatılması yönünde karar aldı, bunun üzerine aynı yıl İngiltere, Türkiye ve Yunanistan Paris’te bir araya gelerek çözüm arayışlarını sürdürmeye devam etti. 1959’da imzalanan Zürih ve Londra Antlaşmaları ile Kıbrıs’ta iki eşit halkın ortak yönetimine dayanan, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye garantörlük yetkileri tanıyan yeni bir düzenleme yapıldı. Bu anlaşmalar sonucunda Kıbrıs, 1960 yılında bağımsızlığını ilan etti.

Tarih, uluslararası ilişkiler ve savunma sanayii araştırmacısı









