ABD Donanması, 2056 yılına kadar nükleer tahrik sistemine sahip 15 adet savaş gemisini envanterine katmayı planlıyor.
ABD Donanması, kamuoyunda ‘Trump sınıfı’ olarak adlandırılan yeni nesil nükleer tahrikli savaş gemisinin teknik detaylarını ve bütçe planını paylaştı. Amerika Birleşik Devletleri, nükleer tahrikli savaş gemilerinin aşırı üretim ve bakım-idame maliyetlerinin çok yüksek bulunması nedeniyle, 1977 yılında omurgası kızağa konan USS Arkansas’tan bu yana, neredeyse yarım asırdır nükleer güçle çalışan bir savaş gemisi inşa etmemişti.
Nükleer tahrik kullanımı, savaş gemilerinin dayanıklılığını (seyir sığasını) önemli ölçüde artırmanın yanı sıra, maksimum hızlarını daha uzun süre koruyabilmelerini ve yönlendirilmiş enerji silahları ile radarlar gibi gemi üzerindeki sistemleri besleyebilmelerini sağlıyor. Buna rağmen bu gemiler, onlarca yıldır maliyet açısından hiçbir şekilde efektif kabul edilmiyordu.

ABD Donanması’nın yeni gemi inşa planına göre, 2056 yılına kadar 15 savaş gemisinin envantere katılması planlanıyor. Bunlardan ilkinin ise 2036’da teslim edilmesi hedefleniyor. Nisan ayında yayınlanan bütçe belgelerine göre Donanma, 2028 mali yılında ilk gemi için yaklaşık 17 milyar dolar, 2030 yılında ise ikinci gemi için yaklaşık 13 milyar dolar tedarik fonu talep etmeyi planlıyor.
Bu rakam, önümüzdeki dönemde teslim edilmesi beklenen Gerald R. Ford sınıfı üç adet nükleer uçak gemisi için belirlenen tahmini 13-15 milyar dolarlık maliyeti dahi geride bırakıyor. Nükleer tahrik sistemlerinin platforma entegre edilmesi, hem operasyonel yetenek hem de ömür boyu maliyet yönetimi açısından stratejik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Bu kapsamda, gemi inşa programı yetkilileri süreci şu sözlerle özetledi:
“Filomuz, ulusal güvenliğimiz için en kapsamlı yeteneklere sahip bir su üstü savaş gemisini hak ediyor ve buna ihtiyaç duyuyor; bu, ödünlerle yetinebileceğimiz bir husus değil. Nükleer enerjili bu savaş gemisi; daha uzun harekat sığası, daha yüksek hız ve modern harp için gerekli gelişmiş silah sistemlerini bünyesinde barındırarak filonun muharebe gücünü ciddi oranda artırmak üzere tasarlanmıştır.”

Breaking Defense tarafından aktarıldığı üzere ABD Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Daryl Caudle gelişmeyle ilgili olarak Trump sınıfı gemilerin Gerald R. Ford uçak gemisine güç veren nükleer reaktörün aynısıyla donatılacağını bildirdi. Bu bağlamda Amiral Caudle yaptığı açıklamada, “Nükleer ‘zırhlının’ tasarımına reaktör tesisi perspektifinden dahil olan bu teknolojilerin tamamı, tıpkı muharebe sistemleri, radar sistemi ve füze sisteminin büyük çoğunluğunda olduğu gibi, Ford sınıfından doğrudan aktarılan teknolojilerdir.” dedi.
Geminin nükleer güçle çalışacak olmasından “büyük heyecan duyduğunu” ifade eden Caudle, bu büyük savaş gemisinin, filonun “gelecekteki tüm çatışmalar için önemli bir faydalı yük hacmi” sağlaması açısından kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.
Geminin nükleer tahrikli olmasının, ihtiyaç duyulan sürekliliği sağlayacağını belirten Caudle “Özellikle Pasifik’te —ki bu okyanus Atlas Okyanusu’nun üç katı büyüklüktedir— bu tür bir dayanıklılığa ve uzun menzile ihtiyacım var ki, bu savaş yükünü taşıyabilecek bir ana savaş gemisi olarak hizmet verebilsin.” dedi.

ABD’nin nükleer tahrikli savaş gemisi hamlesi, küresel deniz gücü dengelerindeki değişimlere doğrudan bir yanıt olarak görülüyor. Şu an dünyada nükleer enerjili savaş gemilerine (Kirov sınıfı) sahip tek ülke olan Rusya, geçtiğimiz süreçte yaklaşık 28.000 tonluk bu kruvazörlerden derin bir modernizasyon sürecinde olan Admiral Nakhimov’un, on yılı aşkın çalışmaların ardından yeniden denize indirildiğini doğrulamıştı.
Nitekim modernize edilen bu platform; 2.500 km menzilli 3M14T Kalibr seyir füzeleri ve 9 Mach hıza ulaşabilen 3M22 Zircon hipersonik gemisavar füzelerini ateşleyebilecek 80 hücreli yeni bir dikey fırlatma sistemi (VLS) ile donatılıyor. Halihazırda dünyanın en ağır silahlı su üstü platformu kabul edilen Kirov sınıfı gemiler, bu taarruz gücünün yanı sıra uzun menzilli hava savunması için S-300FM sistemine uygun 96 adet dikey fırlatma sistemini de bünyesinde barındırıyor.
İlgili Olarak
Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunu. Savunma sanayii ve güvenlik çalışmaları araştırmacısı.









