• Gizlilik
  • Koşullar
  • Hakkımızda
  • İletişim
ENG
DefenceTurk
  • Anasayfa
  • Haberler
    • Genel Haberler
    • Kara Kuvvetleri ve Kara Sistemleri
    • Deniz Kuvvetleri ve Deniz Sistemleri
    • Hava Kuvvetleri & Havacılık ve Uzay Sistemleri
  • Özgün
    • Sistemler ve İncelemeler
    • Yazılar ve Analizler
    • Söyleşiler
  • Ürünler
    • Kara Araçları
    • Deniz Araçları
    • Havacılık ve Uzay Sistemleri
    • Silah Sistemleri
    • Radar ve Elektronik Harp Sistemleri
    • Entegre Güvenlik Sistemleri
    • Muhabere ve Elektronik Sistemler
    • Tedarik ve Ar-Ge Projeleri
  • Ansiklopedi
  • DergilerÜcretsiz Oku
  • Hizmetlerimiz
  • MBPMerkezi Bilgi Platformu
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Haberler
    • Genel Haberler
    • Kara Kuvvetleri ve Kara Sistemleri
    • Deniz Kuvvetleri ve Deniz Sistemleri
    • Hava Kuvvetleri & Havacılık ve Uzay Sistemleri
  • Özgün
    • Sistemler ve İncelemeler
    • Yazılar ve Analizler
    • Söyleşiler
  • Ürünler
    • Kara Araçları
    • Deniz Araçları
    • Havacılık ve Uzay Sistemleri
    • Silah Sistemleri
    • Radar ve Elektronik Harp Sistemleri
    • Entegre Güvenlik Sistemleri
    • Muhabere ve Elektronik Sistemler
    • Tedarik ve Ar-Ge Projeleri
  • Ansiklopedi
  • DergilerÜcretsiz Oku
  • Hizmetlerimiz
  • MBPMerkezi Bilgi Platformu
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
DefenceTurk

“Türkiye sağlam askeri temeliyle güçlü bir konuma sahiptir”

Yusuf Emir Işık Yazar: Yusuf Emir Işık
07 Tem 2026 10:22
Kategori: Genel Haberler, Haberler
A A
0
“Türkiye sağlam askeri temeliyle güçlü bir konuma sahiptir”

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: “Türkiye; konuşlandırılabilir kuvvetleri, tecrübeli komutanları, yerleşmiş eğitim kültürü ve sağlam askeri temeliyle NATO 3.0 sürecinde güçlü bir konuma sahiptir.”

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Müttefikler Ankara’da” programında konuştu. Bakan Güler, şu ifadelere yer verdi:

“Stratejik, siyasi, sınai ve akademik perspektifleri bir araya getirmek suretiyle ittifak için gerçekten önemli bir dönemden geçiyoruz.

Böylesine kritik bir dönemde Avrupalı müttefikler daha fazla sorumluluk üstlenmelidir. Ancak bu yalnızca daha yüksek bütçe rakamlarıyla gerçekleştirilemez. Savunma harcamaları; hazır birliklere, eğitimli personele, mühimmata, dayanıklı lojistik sistemlere, bütünleşik komuta yapılarına ve muharebe edebilir kuvvetlere dönüşmelidir. Külfet paylaşımı ayrıca operasyonel riski, coğrafi konumu, hazırlık seviyesini, görev katkılarını, sanayi kapasitesini ve kriz anında görev icra edebilme kabiliyetini de dikkate almalıdır. Zira Amerika Birleşik Devletleri’nin Avrupa’daki askeri varlığına ilişkin düzenlemeleri, ittifak içindeki sorumlulukların yeniden dengelenmesi ihtiyacını daha da belirgin hale getirmektedir.

“Avrupa’nın büyük bölümü Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken, Türkiye aynı yolu izlememiştir.”

Bu bakımdan Türkiye’nin tecrübesi son derece kıymetlidir. Avrupa’nın büyük bölümü Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken, Türkiye aynı yolu izlememiştir. Türkiye; büyük, profesyonel ve faal bir kuvvet yapısını muhafaza etmiş, hazırlık seviyesini artırmış, savunma sanayiine yatırım yapmış ve zorlu ortamlarda harekat icra etme kabiliyetini korumuştur. Bu geniş imkan ve kabiliyetlerle sahip olunan devamlılık ve süreklilik, bugün hem Türkiye hem de ittifakımız için stratejik bir avantaja dönüşmüştür.

🔴🇹🇷Milli Savunma Bakanı Güler: "Avrupa, Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken Türkiye aynı yolu izlemedi. Türkiye; büyük ve faal bir kuvvet yapısını muhafaza etti, savunma sanayiine yatırım yaptı."pic.twitter.com/77zsVsGHxk

— Defence Turk (@Defence_Turk) July 7, 2026

Bazı müttefikler birliklerini yeniden teşkil etmeye, personel temin etmeye ve stoklarını yenilemeye çalışırken; Türkiye mevcut yapıları ve operasyonel bilgi birikimi sayesinde derhal katkı sağlayabilmektedir. İşte bu nedenle Türkiye; konuşlandırılabilir kuvvetleri, tecrübeli komutanları, yerleşmiş eğitim kültürü ve sağlam askeri temeliyle NATO 3.0 sürecinde güçlü bir konuma sahiptir. Bu durum Türkiye’nin hazırlık açıklıklarının kapatılmasına katkı sağlamasına, farklı kanatlarda caydırıcılığın güçlendirilmesine ve krizlere süratle karşılık vermesine imkan tanımaktadır.

Türkiye 1952 yılında NATO’ya katılmasından bu yana ittifakın coğrafi ön hattında yer alan salt bir ülke olmamıştır sadece. Aksine Türkiye; risk üstlenen, sorumluluk alan, krizlerde sahada yer alan ve gerektiğinde caydırıcılığın fiili yükünü taşıyan bir duruş da sergilemiştir. Türkiye yüksek eğitim standartları, operasyonel tecrübesi ve güçlü müşterek harekat kapasitesiyle NATO’nun ikinci büyük ordusuna ve en yetenekli kuvvetlerinden birine sahiptir. Yüksek hazırlıklılık seviyesindeki komando birliklerimiz, geniş bir coğrafyada süratle konuşlanma ve krizlere etkili bir şekilde müdahale etme imkanı sağlayan önemli bir güç çarpanıdır.

Türkiye olarak Kosova’dan Akdeniz’e, Baltık bölgesinden Karadeniz’e kadar NATO misyonlarına, harekatlarına ve tatbikatlarına önemli katkılar sağlamaktayız. Bu kapsamda hava polisliği, deniz güvenliği, kriz yönetimi ve eğitim alanlarında sorumluluk üstleniyoruz. Yakın dönemde icra edilen kapsamlı NATO tatbikatları, Türkiye’nin yalnızca yakın çevresinde değil tüm Avro-Atlantik alanında güvenliği sağlayıcı kapasitesini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Türkiye’nin Afrika, Doğu, Orta Doğu ve Asya’daki saha tecrübesi de boş bırakılan alanların rakip aktörler tarafından hızla doldurulduğu bir dönemde stratejik bir kıymettir.

Mevcut dönemde NATO’nun önündeki temel soru şudur: NATO siyasi taahhütlerini ne ölçüde ve ne kadar hızlı bir şekilde somut askeri kabiliyetlere dönüştürebilecektir? Savunma harcamalarının artırılması önemlidir ancak yapılan harcamalar tek başına caydırıcılık üretemez. Caydırıcılık; eğitimli personel, hazır kuvvetler, mühimmat, güçlü lojistik, bütünleşik hava ve füze savunma, etkili komuta ve kontrol, siber dayanıklılık, sanayi kapasitesi ve siyasi kararlılık gerektirir. İşte bu nedenle Ankara Zirvesi’nin temel mesajlarından biri, taahhütlerin uygulamaya dönüştürülmesi olmalıdır. NATO’nun geleceği yalnızca bütçe oranlarıyla değil, bu bütçelerin hangi kabiliyetleri ne kadar sürede üretebildiğiyle belirlenecektir.

“İnsansız ve yeni nesil hava platformlarımız da modern harbin şekillenmesine katkı sağlamaktadır.”

Türkiye bu alanda da önemli kabiliyetlere sahiptir. NATO kabiliyet hedeflerini ve milli ihtiyaçlarımızı karşılamak amacıyla önümüzdeki üç yıl içinde hava ve balistik füze savunma, uzun menzilli atış sistemleri ve insansız sistemlerin tedarikine öncelik veriyoruz. Savunma sanayiimiz insansız sistemler, hava savunma sistemleri, elektronik harp, mühimmat, deniz platformları, havacılıkla komuta ve kontrol teknolojilerinde ileri bir seviyeye ulaşmıştır. Bugün ihracat projeleri de dahil olmak üzere Türkiye’de 50 askeri geminin inşası devam etmektedir. İnsansız ve yeni nesil hava platformlarımız da modern harbin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Bunlar sadece milli imkan ve kabiliyetler değildir; doğru şekilde bütünleştirildiklerinde NATO’nun kabiliyet ve üretim açıklarının da kapatılmasını sağlayacak katkı unsurlarıdır.

🔴🇹🇷Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: "İnsansız ve yeni nesil hava platformlarımız modern harbin şekillenmesine katkı sağlamakta. Bunlar doğru şekilde bütünleştirildiklerinde NATO'nun kabiliyet ve üretim açıklarının da kapatılmasını sağlayacak katkı unsurlarıdır." pic.twitter.com/3hWnoYN3i8

— Defence Turk (@Defence_Turk) July 7, 2026

Savunma sanayii alanında Türkiye; rekabet yerine tamamlayıcılığı, dışlama yerine ortak üretimi ve kısıtlamalar yerine güvenliğe dayalı iş birliğini savunmaktadır. İttifak ruhu kısıtlamalarla değil, dayanışma ve ortak vizyonla güçlenmektedir.

Bir diğer kritik mesele de Avrupa güvenliğinin gelecekte nasıl yapılandırılacağıdır. Avrupa’nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşılıyoruz ancak bu katkı NATO’yla rekabet etmemeli, NATO’yu güçlendirmelidir. Daha güçlü bir Avrupa sütunu transatlantik bağı güçlendirirken, NATO; Avrupa’nın kolektif savunmasının temeli olan tek güvenlik sağlayıcı rolünü korumalıdır. Avrupa güvenlik girişimleri, ilgili kabiliyetlere sahip AB üyesi olmayan tüm NATO müttefiklerine açık olmalıdır. Askeri kapasitesi, gelişmiş savunma sanayii, operasyonel tecrübesi ve jeostratejik konumuyla uluslararası güvenlik mimarisinin başat üyelerinden biri olan Türkiye’nin dışlanması Avrupa’yı daha güvenli hale getirmeyecektir. Bizim beklentimiz açıktır: NATO-Avrupa Birliği iş birliği kapsayıcı, bütünleştirici ve karşılıklı olarak güçlendirici olmalıdır. Daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir NATO için tüm müttefiklerin eşit katılımı ve her müttefikin kabiliyetlerinden tam olarak yararlanılması gerekmektedir.

Ankara Zirvesi yalnızca diplomatik bir toplantı olmaktan ibaret değildir. Bu zirve; NATO’nun birlik ve beraberliğini, savunma yatırımlarını, hedeflerini, savunma sanayii üretimini, Ukrayna’ya desteğini ve caydırıcılığının sürekliliğini ele alacak kritik bir eşiktir. Ankara’dan verilecek mesaj açık olmalıdır: Beşinci maddeye olan bağlılığımız sarsılmazdır ve siyasi taahhütler güvenilir askeri güçle desteklenecektir. Bu kapsamda müttefikler savunma harcamalarını; hazır kuvvetlere, dayanıklı altyapıya, sürdürülebilir mühimmat stoklarına ve modern kabiliyetlere dönüştürmelidir. Üretimi artıran, yeniliği destekleyen kapsayıcı bir savunma sanayii ekosistemi oluşturan iş birliği alanları da genişletilmelidir.

Bugün ele alınacak yazılım tanımlı kabiliyetler, yapay zeka, bilişsel harp gibi teknolojik içeriklerle birlikte altyapı ve deniz güvenliği konularıyla NATO’nun güney kanadı, Karadeniz, Kafkasya, Körfez ve Hint-Pasifik gibi bölgelerdeki jeopolitik denklem, aynı stratejik gerçekliğin farklı boyutlarıdır. Günümüzde caydırıcılık yalnızca tanklar, uçaklar ve gemilerle inşa edilemez. Caydırıcılık aynı zamanda güvenli veri, etkili stratejik iletişim, güvenilir tedarik zincirleri, korunan altyapı ve dayanıklı toplumların varlığı ve düşmanlarımızdan daha hızlı görev icra edebilme yeteneğiyle inşa edilebilir. Bu açıdan bakıldığında NATO’nun geleceği yalnızca silahlı kuvvetlerimizin değil; toplumlarımızın, sanayimizin, teknolojimizin ve siyasi birliğimizin gücüne de bağlıdır.

Türkiye, NATO’nun yükünü paylaşan, sahada sorumluluk üstlenen, savunma yatırımlarını ciddiyetle ele alan ve geleceğin kabiliyetlerine yatırım yapan bir müttefiktir. Bundan sonra da NATO’nun savunma ve caydırıcılığına katkı sağlamaya, müttefiklerimizle yakın iş birliği içinde çalışmaya ve NATO’nun dönüşümünü aktif şekilde desteklemeye devam edeceğiz.”

Yusuf Emir Işık

Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği Mezunu. Savunma Sanayii ve Uluslararası İlişkiler Meraklısı

Etiketler: Avrupa BirliğiNatoNATO ZirvesiTürkiyeYaşar Güler
Önceki Haber

Fransız Thales insansız sualtı araçları üreticisini satın alıyor

Sonraki Haber

NATO’dan ilk tedarik duyurusu

İlgili Yazılar

NATO’dan 40 milyar dolarlık anti-İHA yatırımı
Genel Haberler

NATO’dan 40 milyar dolarlık anti-İHA yatırımı

6 dakika önce
NATO ülkelerinden İHA tedariki
Haberler

NATO ülkelerinden İHA tedariki

1 saat önce
Fransa’da A300 MRTT tartışması
Haberler

NATO’dan ilk tedarik duyurusu

2 saat önce
Fransız Thales insansız sualtı araçları üreticisini satın alıyor
Deniz Kuvvetleri ve Deniz Sistemleri

Fransız Thales insansız sualtı araçları üreticisini satın alıyor

4 saat önce
Prof. Dr. İsmail Demir’den F-35 açıklaması: “Program maliyeti yükselecek”
Haberler

Netanyahu’dan ABD’ye: “Türkiye’ye F-35 ve F110 satmayın”

16 saat önce
NATO Genel Sekreteri: “Türkiye hem AB hem de AB dışı müttefikler için kritik öneme sahip.”
Genel Haberler

NATO Genel Sekreteri: “Türkiye hem AB hem de AB dışı müttefikler için kritik öneme sahip.”

18 saat önce
Sonraki Haber
Fransa’da A300 MRTT tartışması

NATO'dan ilk tedarik duyurusu

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın

Google Haberler

Bültene Abone Ol!

İlginizi Çekebilir

Pentagon kritik silah sistemlerinin teslimatında zorlanıyor
Genel Haberler

Pentagon kritik silah sistemlerinin teslimatında zorlanıyor

4 Temmuz 2026
Türkiye Patriot ve SAMP/T hava savunma sistemi ile ilgileniyor
Haberler

Türkiye Patriot ve SAMP/T hava savunma sistemi ile ilgileniyor

30 Haziran 2026

Ulusal Savunmanın Medyadaki Güçlü Sesi

@ 2021 Defence Turk. Tüm hakları saklıdır.

Ulusal Savunmanın Medyadaki Güçlü Sesi

  • ENG
  • Haberler
    • Deniz Kuvvetleri ve Deniz Sistemleri
    • Genel Haberler
    • Hava Kuvvetleri & Havacılık ve Uzay Sistemleri
    • Kara Kuvvetleri ve Kara Sistemleri
  • Özgün Yazılar
    • Sistemler ve İncelemeler
    • Söyleşiler
    • Yazılar ve Analizler
  • Hizmetlerimiz
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Dergiler
  • MBP – Merkezi Bilgi Platformu
  • ENG
  • Haberler
    • Deniz Kuvvetleri ve Deniz Sistemleri
    • Genel Haberler
    • Hava Kuvvetleri & Havacılık ve Uzay Sistemleri
    • Kara Kuvvetleri ve Kara Sistemleri
  • Özgün Yazılar
    • Sistemler ve İncelemeler
    • Söyleşiler
    • Yazılar ve Analizler
  • Hizmetlerimiz
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Dergiler
  • MBP – Merkezi Bilgi Platformu
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Giriş
  • ENG
  • Haberler
    • Deniz Kuvvetleri ve Deniz Sistemleri
    • Genel Haberler
    • Hava Kuvvetleri & Havacılık ve Uzay Sistemleri
    • Kara Kuvvetleri ve Kara Sistemleri
  • Özgün Yazılar
    • Sistemler ve İncelemeler
    • Söyleşiler
    • Yazılar ve Analizler
  • Hizmetlerimiz
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Dergiler
  • MBP – Merkezi Bilgi Platformu

© 2020 Tüm hakları saklıdır.
DefenceTurk

Tekrar Hoşgeldiniz!

Lütfen hesap bilgilerinizi girin

Şifrenizi mi unuttunuz?

Parolanızı kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen e-posta adresi veya kullanıcı adı girin.

Giriş

Defence Turk'ün Yeni Hizmetleri

Defence Turk sektöre yönelik yeni hizmetlerini sunar. Profesyonel ekibimiz sorunlarınıza çözümler üretmek için yanınızda!

Hizmetleri Keşfedin