Kritik sistemlerin eş zamanlı olarak çalışmasında kilit bir teknoloji olan Rubidyum Atomik Saat, alçak Dünya yörüngesinde test edilecek.
Türkiye Uzay Ajansı (TUA) öncülüğünde, TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü (UME) ana yükleniciliğinde, TÜBİTAK UZAY ve İTÜNOVA iş birliğiyle yerli olarak geliştirilen Rubidyum Atomik Saat (RAFS); SpaceX Transporter-17 görevi kapsamında 7 Temmuz günü uzaya fırlatıldı. Küp uydu içerisinde faydalı yük olarak gönderilen RAFS’den ilk sinyal başarıyla alındı.
Milli Uzay Programının stratejik hedeflerinden biri olan Bölgesel Konumlama ve Zamanlama Sistemi (BKZS) için kritik öneme sahip RAFS’nin uzay tarihçesi kazanmasıyla birlikte Türkiye, uzay tabanlı zamanlama ve frekans teknolojilerinde yerli ve milli yetkinliklerin geliştirilmesi açısından önemli bir kilometre taşına ulaşacaktır.
Atomik saatler, atomların ve elektronların enerji seviyeleri arasındaki sabit titreşim frekanslarını (rezonans) referans alarak zamanı son derece yüksek hassasiyette ölçer. Rubidyum atomu 1 saniyede farklı enerji seviyeleri arasında 6 milyar 834 milyon 682 bin 610 kez titreşiyor.
En az 1 yıl alçak Dünya yörüngesinde (LEO) çalışacak olan RAFS’nin vakum, radyasyon, sıcaklık değişimleri ve uzayın zorlu çevresel koşulları altındaki performansı ölçülecektir. Elde edilen zaman ve frekans verileri ise Türkiye’deki yer istasyonları üzerinden takip edilerek analiz edilecektir.
Bu teknoloji; haberleşmeden navigasyona, bilimsel araştırmalardan uydu sistemlerine kadar birçok kritik alana katkı sağlayacaktır. Uzay ortamında elde edilecek veriler ile gelecekte uydu sistemleri, haberleşme altyapıları, navigasyon uygulamaları ve bilimsel uzay görevlerinde kullanılacak yüksek hassasiyetli atomik saat teknolojilerinin geliştirilmesine önemli katkılar sunacaktır.

Projenin temelleri 2020’de atılmıştı
TUA ve TÜBİTAK UME arasında atomik saatin uzay kalifiye hale getirilmesi de dahil enstitünün kabiliyetleri kapsamında ajans için gerçekleştirilebilecek çalışmaları içeren iş birliği protokolü 28 Eylül 2020 tarihinde imzalanmıştı.
Atomik saatin uzay ortamına uygun hale getirilerek uydularda kullanılmaya başlanmasıyla birlikte, gönderdiği sinyallerin ölçümü sayesinde yaklaşık birkaç metre hassasiyetle konum hesaplaması yapılabilmesi mümkün olacak. Bu kabiliyet, Türkiye’nin ulusal atomik saat teknolojilerinin uzay sistemlerine entegrasyonu açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
TÜBİTAK UME, 2026 yılı sonrasında yürürlüğe girmesi beklenen zaman biriminin yeni tanımına uyum çalışmalarını desteklemek ve yerli konumlama sistemlerinde kullanılabilecek yüksek hassasiyetli zaman referansı geliştirmek amacıyla Stronsiyum Tabanlı Optik Atomik Saat Projesini de aynı dönemde başlatmıştı.

İlgili Olarak
Havacılık ve Uzay Mühendisliği öğrencisi. Savunma sanayii araştırmacısı.









