“Türk Deniz Kuvvetleri’nin deniz havacılığını da su üstü ve su altı platformları gibi güncel tutması bir zorunluluk haline gelmektedir.”
Yusuf Emir Işık
Türkiye’nin deniz yetki alanlarında ve çıkar bölgelerinde artan operasyonel gereksinimleri, Türk Deniz Kuvvetleri’nin genel maksat helikopteri kapasitesini hem nicelik hem de nitelik açısından tekrar değerlendirmesini zorunlu kılmaktadır. Genişleyen görev yelpazesi; deniz karakolundan arama-kurtarmaya, amfibi harekât desteğinden denizde ikmal ve yaralı tahliyesine kadar farklı profil ve menzil ihtiyaçlarını beraberinde getirmektedir.
Mevcut envanterde yer alan S-70B Seahawk ve AB-212 filosu, uzun yıllardır kuvvetin omurgasını oluşturmakla birlikte, platformların yaşlanması, yeni tehdit ortamlarının daha gelişmiş sensör-silah entegrasyonlarına duyduğu ihtiyaç ve amfibi çıkarma gemileri ile çok maksatlı fırkateyn projelerinin kapasite artışı, daha esnek ve modern genel maksat helikopteri çözümlerine olan talebi belirginleştirmiştir. Bu yazı da ise Türk Deniz Kuvvetleri’nin mevcut genel maksat helikopterleri incelenecek ve ilerleyen süreçteki gereksinimler anlaşılmaya çalışılacaktır.
Helikopter Taşıyan Gemiler
Türk Deniz Kuvvetleri, Akdeniz bölgesindeki devletlere kıyasla ciddi bir deniz gücüne sahiptir. Ciddi bir donanma gücüne sahip olan Kuvvet, farklı sınıflardaki fırkateyn ve korvetlerinde farklı görevler için helikopter bulundurmaktadır. Buna ek olarak geçtiğimiz yıllarda hizmete alınan TCG ANADOLU amfibi hücum gemisinde de çok sayıda helikopter taşınabilmektedir.
Yaşlanan Filolar ve Deniz Kuvvetleri’nin Helikopter İhtiyacı çalışmasının tamamı Defence Turk Dergi 30′ncu sayısında.
Çalışmanın tamamını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
TCG ANADOLU’nun tasarımı, yoğun hava operasyonlarını desteklemek üzere optimize edilmiştir. Geminin tam boyu 231 metre, genişliği 32 metredir. Bu bağlamda geminin uçuş güvertesi 5.440 metrekarelik bir alana sahiptir ve ucunda sabit kanatlı hava araçlarının kalkışını kolaylaştıran 12 derecelik bir “ski-jump” (kalkış rampası) bulunmaktadır. Buna ek olarak uçuş güvertesi üzerinde 6 adet iniş noktası (spot) bulunur. Bu spotlar, CH-47F Chinook gibi ağır nakliye helikopterlerinin veya MV-22 Osprey gibi tiltrotor hava araçlarının operasyon yapabileceği yapıda tasarlanmıştır. Havacılık hangarı ise 990 metrekarelik bir alana sahiptir. Gemideki asansörler, hangardan uçuş güvertesine hızlı mühimmat ve hava aracı transferi sağlamak üzere yüksek tonaj kapasitesine sahiptir. TCG ANADOLU, görev tanımına bağlı olarak çok çeşitli döner kanatlı hava araçlarını taşıyabilmektedir. Resmi veriler, geminin hangarında 19 adet helikopter (S-70B Seahawk, T625 GÖKBEY vb.) taşıyabildiğini göstermektedir. Hafif kargo garajının da havacılık operasyonlarına tahsis edilmesi durumunda, geminin toplam taşıma kapasitesi 25 adede kadar orta sınıf helikoptere çıkabilmektedir. Uçuş güvertesinde park edilen araçlarla birlikte bu sayı daha da artabilir. Geminin hava gücü sadece nakliye ve genel maksat helikopterleriyle sınırlı değildir. Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterinden Deniz Kuvvetleri’ne devredilen 10 adet AH-1W Super Cobra taarruz helikopterleri de TCG ANADOLU’da yer almaktadır ancak yazının kapsamı dışında yer aldığı için bu helikopterler incelenmeyecektir.
Fırkateynler, Türk Deniz Kuvvetleri’nin açık denizlerdeki ana muharip unsurlarıdır. Denizaltı Savunma Harbi (DSH/ASW) ve Su Üstü Harbi (SUH/ASuW) görevlerinde helikopterler, fırkateynlerin ayrılmaz bir parçasıdır. Fırkateynlerin helikopter taşıma kapasiteleri, hangar boyutları ve yakalama sistemleri, geminin sınıfına ve modernizasyon seviyesine göre değişiklik göstermektedir.
ABD Donanması’ndan transfer edilen Oliver Hazard Perry sınıfı fırkateynler, Türk Deniz Kuvvetleri tarafından kapsamlı bir modernizasyona tabi tutularak GABYA sınıfı adını almıştır. GABYA sınıfı fırkateynler, envanterdeki helikopter operasyonları için en elverişli platformlardan biridir. Gemilerin kıç tarafında bulunan geniş uçuş güvertesi ve çift hangarlı yapısı, aynı anda 2 adet S-70B Seahawk helikopterinin konuşlandırılmasına olanak tanımaktadır. Bu özellik, uzun süreli okyanus görevlerinde veya yoğun DSH operasyonlarında, bir helikopter havadayken diğerinin bakımda veya kalkışa hazır beklemesini sağlayarak harekatın sürekliliğini garanti etmektedir.

Tarih, uluslararası ilişkiler ve savunma sanayii araştırmacısı








