ABD Sahil Güvenlik Komutanlığı, yeni C-130J nakliye uçaklarını HC-130J gözetleme uçaklarına dönüştürebilecek kapasiteye sahip şirketleri bulmak için Bilgi İstek Dökümanı (RFI) talep etti.
ABD Sahil Güvenlik Komutanlığı, yeni C-130J nakliye uçaklarını HC-130J gözetleme uçaklarına dönüştürebilecek kapasiteye sahip şirketler arıyor. Bu girişim, ilerleyen süreçte 28 adet Sahil Güvenlik ve 12 adet Gümrük ve Sınır Muhafaza (CBP) uçağını kapsayacak çok daha geniş bir programın parçasını oluşturuyor.
Sahil Güvenlik Havacılık Tedarik Ofisi, gelecekteki olası bir resmi ihale öncesinde pazar araştırması yapmak amacıyla 14 Ağustos’ta sektörden bir Bilgi İstek Dökümanı (RFI) talep etti. Defence Blog tarafından yapılan habere göre yanıtlar için son tarih 17 Eylül olarak belirlendi. Söz konusu duyuru, kurumun “görev entegrasyonu” olarak adlandırdığı süreci kapsıyor. Bu süreç, Lockheed Martin Aeronautics tarafından üretilen standart C-130J uçaklarına MSS+ (Minotaur Görev Sistemi Paketi) adlı donanımın kurulmasını içeriyor. Sistem entegre edildikten sonra uçağın adı HC-130J olarak değiştiriliyor.

Defence Blog’a göre yaklaşan sözleşme; üçü Sahil Güvenlik, biri ise CBP’nin Hava ve Deniz Operasyonları birimi için olmak üzere başlangıçta dört uçağı (temel paket) kapsıyor. Ayrıca, Sahil Güvenlik için üç ve CBP için beş uçağı daha içeren ek opsiyonlar da bulunuyor. RFI belgesine göre bu çaba, mevcut bir görev entegrasyonu programının devamı niteliğinde ve Sahil Güvenlik’in 23. HC-130J uçağı ile başlayacak. Çalışmaların 2030 mali yılında başlaması ve dört temel uçağın o yıl tesise alım sürecine hazır olması bekleniyor. Devamında ise finansman durumuna bağlı olarak yılda bir veya iki ek uçağın dönüştürülmesi planlanıyor.
RFI’ye eklenen taslak çalışma beyanı, projenin kapsamını ayrıntılı olarak ortaya koyuyor. MSS+ paketi şu teknolojik donanımları içeriyor:
-
Sistemin hesaplama merkezi olarak görev yapan çift Minotaur işlemcisi,
-
Uçuş güvertesine kurulan iki adet görev sistemi operatör istasyonu,
-
Taret (kule) monteli yüksek çözünürlüklü elektro-optik ve ileriye dönük kızılötesi sensör,
-
Uçağın gövde altına yerleştirilen çok modlu bir radar (Program belgelerinde EL/M-2022A olarak geçiyor).
Bu teknolojik pakete ayrıca bir yön bulma sistemi, deniz araçlarını takip etmek için otomatik bir tanımlama sistemi (AIS) aktarıcısı ve uydu iletişimi yapabilen radyolardan (iki adet yüksek frekanslı, iki adet RT-7000 ve iki adet ARC-210) oluşan gelişmiş bir iletişim seti ekleniyor.
Taslak çalışma beyanında dikkat çeken bir diğer unsur ise, mevcut çalışmada bir opsiyon olarak listelenen ve SpaceX’in Starshield ağı etrafında şekillenen yeni nesil bir ticari uydu iletişim sisteminin kurulması talebi. Bu spesifikasyon; anten, güç kaynağı, montaj tepsisi ve gövde tertibatının yanı sıra aylık en az 1 terabaytlık veri hizmetini içeren bir Starshield Aero Terminal Kiti (Blok 4 veya üzeri) talep ediyor.
Sahil Güvenlik halihazırda çok modlu radarı, “devlet tarafından sağlanan ekipman” olarak tedarik ediyor. Ancak kurum yayınladığı RFI belgesi ile, bu radarın “yüklenici firma tarafından sağlanacak ekipmana” dönüştürülmesinin herhangi bir engel yaratıp yaratmayacağını sektöre soruyor. Belgede, radarın temin süresinin, Sahil Güvenlik’in sözleşme imzası ile uçağın teslim alınması arasında planladığı zaman çizelgesine uymayabileceği de özellikle vurgulanıyor.

RFI’ye eklenen taslak takvim; ilk Sahil Güvenlik uçağının Ekim 2029’da hizmete alımından başlayarak, sözleşmenin sonraki opsiyonları kapsamındaki altıncı CBP uçağı için 2037-2038 dönemine kadar uzanan tahmini teslimat pencerelerini listeliyor. Genel performans dönemi ise, uzun temin süreli parçaların sipariş edilebilmesi için zaman tanımak amacıyla Nisan 2028’den başlayıp Mart 2038’e kadar sürecek. Sahil Güvenlik, performans süresinin 10 yılı aşmasını beklemediğini ve her bir uçağın modifikasyonunun tesise alımdan itibaren en fazla 12 ay sürmesini öngördüğünü açıkladı.
İlgili Olarak

Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği Mezunu. Savunma Sanayii ve Uluslararası İlişkiler Meraklısı








