SKYDAGGER’ın çözümleri yakın geçmişte ilk kez Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girdi.
Türkiye’nin insansız hava araçları ekosistemine hızlı bir giriş yapan SKYDAGGER, hem üretim kapasitesi hem de Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmesiyle yeni bir döneme adım attı. TRT Haber muhabiri Sertaç Aksan tarafından SKYDAGGER Genel Müdürü Mehmet Öztekin ile gerçekleştirilen görüşmede, şirketin güncel projeleri, ihracat başarıları ve gelecek vizyonuna dair kritik detaylar paylaşıldı.
Öztekin, SKYDAGGER tarafından geliştirilen ürünlerin 2025 sonu ve 2026 başı itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girdiğini ve sahadan oldukça olumlu geri dönüşler alındığını ifade etti. İlk etapta yıllık 30 bin adet olan üretim hedefinin dört katına çıkarılarak 120 bin seviyesine ulaştığı bilgisi verildi. İhracat kanadında da ivme yakalayan şirketin, geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla 15 ülkeye satış yaptığı, 2026 sonunda ise bu sayının 20 ülkeye çıkarılmasının hedeflendiği aktarıldı.
“KIZILELMA’dan onlarca drone bırakabiliriz”
Geçtiğimiz günlerde Baykar üretimi KALKAN DİHA platformundan başarıyla gerçekleştirilen SKYDAGGER atışına değinen Öztekin, bu kabiliyetin menzil kısıtlamalarını ortadan kaldırdığını belirtti. Bu bağlamda gelecek dönemde benzer entegrasyonların; KIZILELMA, Bayraktar AKINCI ve Bayraktar TB2/TB3 gibi ana platformlarda da uygulanacağı, özellikle TB3’ün TCG ANADOLU gibi gemilerden kalkış kabiliyetiyle birleştiğinde bu durumun stratejik bir çarpan olacağı vurgulandı.
Geçtiğimiz süreçte Bayraktar KALKAN DİHA, FPV kamikaze drone sınıfındaki SKYDAGGER 7″yi başarıyla hedef bölgeye bırakmıştı. Süregelen testlerde ise KALKAN DİHA’dan bırakılan dronlar, kontrollü iniş ve sabit hedefe dalış gibi testler ile söz konusu entegrasyonu doğrulamıştı.
“FVP drone alanında Türkiye 2027’de dünyanın merkezi olabilir”
Türkiye’nin sadece Avrupa pazarındaki talebi karşılamakla kalmayıp, 2027 yılı itibarıyla FPV drone teknolojilerinde dünyanın merkezi haline geleceğini vurgulayan Öztekin, Avrupa’daki üretim maliyetlerinin yüksekliğine ve Çin gibi dev üreticilerin “toptancı” yaklaşımına dikkat çekerek, Türkiye’nin bu iki kutup arasında “terzi işi” üretimle fark yarattığını ifade etti.
Türkiye’nin düşük maliyetli, yüksek etkili ve sahaya özel çözümler sunma kabiliyetinin, Ankara’yı bu alanda vazgeçilmez bir oyuncu yapacağı belirtildi. Dünyada patlayıcıyı ve dronu aynı çatı altında üretebilen tek firma olduklarının altını çizen Öztekin, bu entegrasyonun operasyonel verimliliği doğrudan artırdığını kaydetti.
İlgili Olarak
Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü öğrencisi. Uluslararası İlişkiler ve Savunma Sanayii araştırmacısı.








