Anasayfa Özgün Yazılar Yazılar ve Analizler TSK Geleceğin Muharebe Ortamını Sergiliyor | Bahar Kalkanı Harekatı

TSK Geleceğin Muharebe Ortamını Sergiliyor | Bahar Kalkanı Harekatı

0

Türkiye’nin 27 Şubat’ta başlatmış olduğu Bahar Kalkanı Harekatı ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) insansız sistemler ile sahadaki insanlı sistemler koordinasyonu açısından mükemmel operasyonel başarı örneği sergiliyor.

“Dünyada operasyonel biçimde bir örneği yok”

Bahar Kalkanı Harekatı’nın başlaması ile birlikte dünyada ilk kez, nispeten düzenli bir kuvvete karşı otonom sistemlerin, bu kadar aktif kullanımına şahit olmaktayız. Özellikle Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan görüntülerden anlaşılacağı üzere TSK, aynı anda birden fazla otonom hava aracının, kara ve havada bulunan diğer insanlı ve insansız sistemler ile birlikte müşterek bir çalışma icra edebilme kabiliyetini net bir şekilde gösteriyor. İnsanlı ve insansız yapıların, müşterek bir şekilde bu kadar kapsamlı bir harekat yapabilme kabiliyeti ise dünyada bir çok ülkenin hayal bile edemeyeceği bir durum ve şu anda TSK bu kabiliyete önemli ölçüde sahip olduğunu tüm dünyaya göstermektedir.

İnsanlı ve insansız sistemler arasında bu denli müşterek bir yapıda hareket edebilme kabiliyeti, bu yapıya sahip olan kuvvet için de sahada çok ciddi bir avantaj yaratmaktadır. Bu kabiliyetin yarattığı avantajları sadece sahadan gelen “sayılar” ile değil, operasyonun saha üzerindeki karşıt unsurlar üzerinde yarattığı baskı ve korku ciddi bir psikolojik harp silahına dönüşmektedir. Bu durumu şöyle daha iyi açıklayabileceğimi düşünüyorum; sürekli sizin göremediğiniz bir yerde istediği zaman sizi yok etme kabiliyetine sahip olan bir yapı düşünün. Saklanamıyorsunuz, kaçamıyorsunuz, kaçmaya çalışsanız bile yakalanıyorsunuz. Böyle bir unsur ile karşı karşıya kaldığınız takdirde nasıl o unsur ile savaşabilirsiniz?

Müşterek Çalışma ve İnsan-Makine İşbirliği

TSK’nın şuanda sahip olduğu bu büyük gücü temelde iki temel kavram etrafında şekillendirmek, sahip olunan gücün anlaşılması konusunda bizlere oldukça yardımcı olacaktır. Bu iki temel kavram, “Müşterek Çalışma” ve “İnsan-Makine İşbirliği”dir.

Müşterek Çalışma, insanlı ve insansız yapıların sistemlerin ortak bir ağ üzerinden birbirleri ile iletişim halinde olmaları, verileri ortak bir şekilde değerlendirmeleri ve anlamlı hale getirmeleri, bu değerlendirme sonucunda karar almaları ve yine bu ortak ağ üzerinden bu kararın uygulanıp, çıktılarını birbirleri ile değerlendirmeleri anlamına gelmektedir.

Müşterek çalışma yapısının kurulması binlerce insanın ve makinenin birbirlerinin dilinden anlama ve tek vücut gibi hareket edebilmeleri üzerine kurulur. Böyle bir yapının kurulması, binlerce insan ve makinenin duygusal olmayan tek bir insan gibi düşünüp, hareket edebilmesi anlamına gelir. Bu durumun da kendine göre çok farklı zorlukları vardır. O insanın organlarının birbirleri ile uyumlu ve düzgün çalışması, sinir sisteminin anlık olarak karar verebilmesi ve reflekslerinin gelişmiş olması, düşünce yapısının da bu sisteme adapte bir şekilde hareket edebiliyor olması gerekmektedir.

İnsan vücudu içerisinde, insanın düşünme ve harekete geçme yapısı nasıl birçok organın ve yapının aynı anda müşterek bir şekilde çalışıp, çeşitli verileri beyine iletip, oradan verilecek karar ile harekete geçirilmesi esasına dayanıyorsa, tam müşterek bir yapının bir ordu da kullanılmasında amaçlanacak yapı da aynen o şekildedir.

Müşterek çalışmanın gereklilikleri

Müşterek çalışmanın bazı gereklilikleri vardır. TSK bugün o gerekliliklerin bir çoğuna sahiptir veya sahip olmaya çalışmaktadır. Bu yapılar temelde:

  • Açık ve Yaygın Çalışma Mimarisi: Bu çalışma yapısı, kuvvet içerisinde yer alan farklı unsurların birbirleri ile anlık olarak verileri değerlendirebilecekleri, bu verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşan çıktıları diğer unsurlar ile paylaştıkları ve nihayetinde karar verebildikleri bir çalışma mimarisinden oluşur.
  • Modülerlik: İnsanlı ve insansız sistemlerin birlikte çalışabilmelerinin en temel koşullarından bir tanesi modülerliktir. Modüler yapıların hızlı bir şekilde kullanıma uygun hale getirilmesi, insanlı ve insansız sistemler arasındaki çalışma frekansını uygun bir konuma taşıyacaktır.
  • Veri İletişim Entegrasyonu: İnsansız sistemlerin sahip olduğu keşif, hedef tespiti ve gözlem (STR) kabiliyetini anlık olarak insanlı ve diğer insansız unsurlara aktarıp, değerlendirmesi gerekir. Bu da çok ciddi bir veri iletişim entegrasyonu gerektirmektedir.

Bence, halihazırda TSK yukarıda yer alan yapıların hepsine kısmen sahip. Bu nedenle Suriye’de bu kadar düşük maliyet ile çok etkin bir şekilde operasyon yapabilme kabiliyetine sahibiz. Bahar Kalkanı harekatı sırasında anlık olarak birden fazla otonom sistemin birbirileri ile müşterek bir operasyon yapabilme kabiliyeti de yine bu yapılara TSK’nın sahip olması sebebiyle mümkün olmaktadır.

İnsan-Makine İşbirliği

Müşterek çalışma yapısı ile birlikte TSK İnsan-Makine İşbirliği alanında da oldukça yol kat etmişe benziyor. İnsan-Makine İşbirliği kavramı ise, insanların ve makinelerin verileri birlikte işleyip, bu verileri, enformasyona dönüştürme sürecini çok daha hızlandırma ve etkin karar verilebilmesini sağlamaktadır.

İnsan-Makine İşbirliği temelde iki kavrama dayanır. Bunlar:

  • İnsan Makine Arayüzü: İnsan – Makine Arayüzü (HMIs) insanların, makinelerden aldıkları verileri yönettikleri mekanizmaya verilen isimdir. Bu mekanizmanın varlığının gittikçe daha verimli bir hale gelmesi ile özellikle askeri alandaki operasyonların başarı miktarında ciddi bir artış olacağı makul bir düşüncedir.
  • İnsan Makine ekipleşmesi: Kara, deniz, hava, amfibi ve sivillerin insanlı ve insansız sistemler ile birlikte, senkronize bir çalışma ağı üzerinden, sistemin hayatta kalma ve durumsal farkındalık açısından gelişmesini amaçlamaktadır. İnsan makine ekipleşmesi ile sistemin doğasında bulunan savaşma kabiliyetini, insanlı ve insansız sistemler ile birlikte, karşılarına çıkan asimetrik dezavantajlara karşı koyma yeteneğini kazanması amaçlanmaktadır.

TSK’nın icra ettiği bu harekat geleceğin muharebe ortamı için bir ön gösterim teşkil etmektedir. Bu ön gösterim ile birlikte yapay zeka, otonom teknolojiler, sensör ve veri aktarım teknolojilerinin gelişmesi ve en nihayetinde bu araçları kullanacak personellerin yetiştirilmesi ile gelecekte uygulanan yöntemlerin daha yoğun ve daha etkin hallerini sahada göreceğiz. TSK’nın bu muharebe ortamı için şimdiden temel atması ise büyük bir başarı örneğidir.

Kadir Doğan

Bu yazıda değinilen teknoloji ve yöntemlerin daha detaylıca irdelenmiş halini içeren geçmişte yayımladığımız yazıya buradan ulaşabilirsiniz:

Harp Alanının Değişen Vizyonu: İnsansız ve Otonom

 

Bir cevap yazın

İlgini Çekebilir!

Lübnan’da Psikolojik Savaşın İzleri

Türkiye Cumhuriyeti’nden üst düzey heyet meydana gelen patlama sonrasında LübnanR…