Anasayfa Özgün Yazılar Yazılar ve Analizler Zırhlı Muharebe Araçları ve ATGM Entegrasyonu

Zırhlı Muharebe Araçları ve ATGM Entegrasyonu

0

Tanklara, zırhlı personel taşıyıcılara ve piyadeye ateş desteği veren araçlar Zırhlı Muharebe Aracı (ZMA) olarak tanımlanmaktadır. ZMA’lar tekerlekli veya paletli olabilirken; ordular hem tekerlekli hem de paletli ZMA’ları envantere almaktadır. Zırhlı muharebe araçlarında tanklara nazaran daha fazla çeşitte top kalibresi kullanılmakta ve bu kalibreler ise ülke doktrinlerine göre farklılık göstermektedir. Tehditleri yok etmek için kullanılan tek yöntem toplar değildir. Güdümlü Tanksavar Füzesi (ATGM) bu denklemi ciddi biçimde değiştirmektedir.

İlk Örnekler

1966 yılında servise giren BMP-1 ZMA bu konuda ilklerdendir. BMP-1’in ilk sürümlerinde 73mm yarı otomatik top ile eş eksenli 9M14 Malyutka (AT-3 Sagger) ATGM bulunuyor. Tel güdümlü (MCLOS) olan bu ATGM’nin hedefine varana kadar nişancı tarafından düşman zırhına yönlendirilmesi gerekir. Maksimum 3km menzile sahip ilk nesil tel güdümlü ATGM olan 9M14 Malyutka’lar performansları yetersiz olduğu için daha sonraki BMP-1’lerde kullanılmadı.

BMP-1 Kulesi 9M14 Malyutka ATGM

Altı Gün Savaşı, Vietnam Savaşı ve Yom Kippur Savaşı’nda çok daha fazla dikkat çeken ATGM’lerin piyadelere, tanklara karşı ciddi bir üstünlük sağladığı anlaşılmıştır. Oldukça dikkat çeken bu üstünlüğün mobilite kazanması çok daha etkili olmasına ve zırhlı muharebe araçlarının tanklara karşı piyadelere vereceği desteğinde çok yukarılara çıkmasına sebep olacağı ortaya çıktı. Daha sonra ZMA’lara ATGM entegrasyonu hız kazandı ve sadece ATGM taşıyan “tank yok ediciler” yani tanksavarlar – tank avcıları araçları ortaya çıktı.

1979-1983 yıllarında SSCB tarafından üretilen BMP-1P modelinde İlk nesil MCLOS güdüm prensibi kullanan Malyutka ATGM’lere nazaran daha isabetli ve başarılı sonuçlar alınan SACLOS tipi Konkurs ve Fagot ATGM’li kullanılmıştır. SACLOS tipi ATGM’lerde nişancının füzeyi yönetmesine gerek yoktur. Ancak operatörün nişangâhı hedefin üstünde tutarak füzeyi aydınlatması gerekmektedir.

BMP-1P

BMP-1P’de ATGM topa eş eksenli yerleştirilmemiş ve kulenin sağ tarafında konumlandırılmıştır. BMP-1 ve BMP-1P’de ATGM modern ZMA’larda olduğu araç içinden kontrol edilmemektedir. Araç komutanının kuledeki kapaktan dışarı çıkarak ATGM’yi kullanması gerekmektedir.

Batı Bloğuna Yansıması

BMP-1 tarzı ZMA’ya ATGM entegrasyonunun Batı bloğunda da yansımaları oldu. 1971-1975 yılları arasında üretilen ilk seri Marder ZMA’ların ardından sonra 1977-1979 yılları arasında üretilen modellerde 20mm’lik topa ek olarak ZMA komutanının kapaktan dışarı çıkıp kullanabileceği şekilde Fransız üretimi Milan ATGM entegre edilmiştir. Milan ATGM, Konkurs ve Fagot sistemlerinde olduğu gibi SACLOS tipi güdüm ile hedefine yönelmektedir. Aynı prensipte üretilen bir diğer Batılı araç ise İngiliz üretimi FV510 Warrior aracıdır. Warrior’un bahse konu farkı ise 30mm topa sahip olmasıdır.

Marder 1A3 ve FV510 Warrior, Milan ATGM ile

Modern Kullanıma Yaklaşırken

M2 Bradley TOW ATGM fırlatırken.

M2 Bradley ZMA 1981 yılında servise girdi. 25mm otomatik topa sahip olan araç ATGM olarak 3750 metre menzile sahip ikili BGM-71 TOW anti tank füze lançerine sahiptir. Bradley’in kullandığı TOW füzeleri SACLOS tipi güdüm ile çalışır. Bahsi geçen önceki araçlara nazaran daha yeni bir araç olan M2 Bradley aracında ATGM’leri ateşlemek için araç içinden komutanın araçtan çıkmasına gerek yoktur. Ancak atışın gerçekleşmesi aracın durması germektedir. M2A1 seviyesinden sonra ki modellerde ise TOW II ATGM kullanılmıştır.

“Tank Yok Ediciler”

SSCB üretimi olan BRDM-1 TTZA ilk olarak 1957 yılında ortaya çıkmıştır. 3M6 Shmel (AT-1 Snapper) ATGM entegrasyonu yapılmış modeli ise 1964 yılında ortaya çıkmıştır. 9M14 Malyutka gibi MCLOS güdüm prensibi ile hedefine yönelmektedir.

BRDM-1 TTZA 3M6 Shmel (AT-1 Snapper) Yüklü

Batı Almanya tarafından geliştirilip üretilen Raketenjagdpanzer 1, 1961 yılında hizmete girmiştir. MCLOS güdüm prensibi ile çalışan Fransız yapımı SS.11 ATGM taşımaktadır.

ABD tarafından üretilen M901 ITV, M113 ZPT şasesi üzerine M220 TOW lançeri eklenerek geliştirilmiştir. 1979’da servise giren araç atışa hazır 2 adet TOW füzesi taşıma kapasitesine sahiptir. M901A1 ve M901A3 modellerinde TOW 2 füzesi kullanılmaktadır.

M901 ITV

Ratel ZT-3, Ratel 6×6 TTZA üzerine inşa edilmiş maksimum 5km menzilli ZT3 Ingwe füzesi kullanan 3’lü lançere sahip bir tanksavardır. Ratel ZT-3’ün 1987 yılında henüz ön üretim aşamasındayken “Moduler Operasyonuna” katılarak ve 10 dakikada 3 SSCB üretimi tankı 2km mesafede etkisiz hale getirdiği belirtilmektedir.

Ratel ZT-3, ZT3 Ingwe ATGM fırlatırken

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde ATGM Entegreli Zırhlı Araçlar

Türk Silahlı Kuvvetleri Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bakıldığında hibrit çözümleri sıcak bakmayan bir organizasyon ortaya çıkıyor.

Bu sebeple TSK envanterinde ATGM entegre edilmiş ZMA bulunmuyor. Ancak TSK envanterinde üç farklı tank avıcısı bulunmaktadır. Yakın gelecekte bu sayı 4’e çıkacak. M113 Zırhlı TOW Aracı (ZTA) ve ACV-15 ZTA TOW II uzun yıllardır TSK envanterinde bulunmaktadır.

M113 ZTA, M113’ün modernize edilmiş M113A2 versiyonu üzerine personelin dışarı çıkarak kullandığı standart TOW lançerinin entegre edildiği versiyondur. TSK’da 156 adet bulunmaktadır. M113 ZTA son olarak Fırat Kalkanı Harekatı’nda YPG terör örgütü mevzilerine karşı kullanılırken görüntülendi. Ayrıca 2019 yılında Hatay’da icra edilen eğitim faaliyetlerinde boy gösterdi.

M113 ZTA

TSK envanterinde 48 adet olan ACV-300 ZTA ise Norveçli Kværner firmasının geliştirdiği TOW 2 taretini kullanmaktadır. Tarette atışa hazır iki adet TOW 2 füze bulunan aracın içerisinde ise 10 adet yedek füze depolanmaktadır.

ACV-300 ZTA, TOW II ATGM fıırlatırken.

Türk Silah Kuvvetleri’nin modern tank avcısı ihtiyacını karşılamak üzere 2016 yılında Silah Taşıyıcı Araçlar (STA) Projesi kapsamında FNSS ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında sözleşme imzalanmıştır. Sözleşme kapsamında 184 adet paletli Kaplan-10 ve 76 adet Pars 4×4 STA temin edilecektir. STA’lar Rus yapımı Kornet-E ve Türkiye’nin geliştirdiği OMTAS ATGM’leri kullanacaklar.

Sözleşme kapsamında pilot üretim dönemi iki araç ve seri üretim dönemi altı araç olmak üzere 10 adet Kaplan-10 STA aracı TSK’ya teslim edildi. (Nisan 2020 Güncelleme)

Sonuç

ATGM’ler ölümcüllüklerini üretildiği ilk yıllardan günümüze kadar korumuş ve mobilite kazandırılarak etkisi artırılmak istenen sistemler olmuşlardır. ATGM’lerin kendi içerisindeki gelişimleri ayrı bir araştırma konusu olarak önümüze çıkmaktadır.

ATGM’lerin ZMA, ZPT veya TTZA’lara entegrasyonu üzerinden düşünüldüğünde günümüzde çoğu ordunun yeni silahlanma anlayışında önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir.

Türk Silahlı Kuvvetleri anlayışında ise tank-piyade işbirliği ve tanksavar birlikleri ile ZMA’lara tanksavar desteği verilmektedir. Tank avcıları ayrı araçlar olarak düşmana saldırı ve pusu görevleri üstlenmektedir.

Ancak günümüz simetrik ve asimetrik muharebe şartlarında maksimum menzilleri 5,5km’yi bulan ATGM’ler çok rollü olarak kullanılmaktadır. Özellikle Suriye İç Savaşı boyunca tankların, zırhlı araçların, zırhsız pikapların, bomba yüklü intihar araçlarının, hatta kalkışa/inişe hazırlanan helikopterlerin ve hangarda ki uçağın vurulmasına gibi çok sayıda örnek ile karşılaşıldı. Çok sayıda ülkenin çeşitli silahlı guruplara verdiği ATGM sayısı çok yüksek boyutlara ulaştı. Bölgede 3-5 kişilik silahlı gruplara dahi havan ve RPG atışı gerçekleştirildiği gibi ATGM’ler ile saldırılar yapılmaya başlandı.

Fırat Kalkanı Harekâtı süresince sahadan gelen birden çok geri bildirimde ACV-15 ZMA’ların 25mm topunun menzil ve etki bakımından yetersiz kaldığı görüldü. Doğruluğu kesinleşmemiş olmakla birlikte özellikle yüksek hızla hareket eden zırhlandırılmış intihar araçlarına (SVBIED) karş 25 mm topun yetersiz kaldığı bilgisi sahadan yansıyan bilgiler arasında yer aldı.

ATGM’lerin farklı tehditlere karşı kullanılabileceğinin fark edilmesi, at-unut tipte ATGM’lerin yaygınlaşması ve IIR başlık ile hedef güncellemesi ve anlık takibi gibi gelişmeler ile birlikte ordular zırhlı birliklerinde bu doğrultuda değişiklikler yapmaya başladı.

Rusya, yeni nesil ana muharebe tankı T-14 Armata’ya eşlik edecek T-15 paletli ZMA, Kurganets-25 amfibi paletli ZMA ve 8X8 Bumerang tekerlekli ZMA modellerinde 30mm top ve 4 adet Kornet-E ATGM bulunan Bumerang-BM kulesini kullanacak.

Fransız savunma şirketi Nexter Systems 8×8 VBCI 2 tekerlekli ZMA’sında 40mm top ve 2x (?)  ATGM bulunan yeni nesil kule tercih etmektedir.

Solda Bumerang-EM, sağda Nexter System’in Kulesi

Özellikle Avrupa’da yeni ZMA tedarik eden ülkeler bu araçların kulelerinde ATGM’lere yer vermektedir.

Türkiye’ye bakıldığında Otokar kabiliyet gösterimi amacıyla 30 mm Mızrak kulesini OMTAS füzeleri ile sergilemiştir. Ayrıca bir yurt dışı müşterisi için yapılan test ve gösterilerde 30 mm Mızrak kulesi L-UMTAS ATGM ile görüntülenmiştir.

Türk şirketlerinin bu konuda çekimser kalmasının en büyük sebebi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hibrit kullanıma sıcak bakmamasıdır. Özellikle Aselsan’ın IDEF’17’de tanıttığı akustik atış tespit sistemi, mini İHA (drone), lazer ikaz sistemi, 360 derece panaromik görüntüleme sistemi, aktif koruma sistemi, 35mm programlanabilir mühimmat atış kabiliyeti ve modüler zırh yapısına sahip son derece gelişmiş Korhan kulesinde dahi ATGM lançeri bulunmamasının başlıca sebebi TSK’nın tutumudur.

ATGM’lerin günümüzde “anti-tank” görevi dışında çok daha fazla görevde kullanılması önemlerini çok daha yukarıya taşımaktadır. Kullanım alanlarının beklenenin üzerinde genişlediği güdümlü tanksavar füzelerine “güdümlü piyade destek füzesi” demek mümkün hale gelmiştir. Hali hazırda Suriye’de kullanılan birçok ATGM birinci ve ikinci nesil füzelerdir. Üçüncü nesil At-Unut tipi IIR başlık ile hedef takibi ve güncelleme özelliği olan ATGM’ler ile sahalarda ki çekişmenin çok daha fazla artacağı aşikârdır. ATGM’lerin evrimi sadece güdüm sistemleri üzerinden devam etmeyecektir. Kullanım alanı yaygınlaştığı için farklı tahrip seçenekleri için farklı savaş başlığı olan ATGM’ler de ortaya çıkacaktır. Nitekim Rus yapımı Kornet ATGM’lerde termobarik başlık seçeneği sunulmaktadır.

Bu hususlar ele alındığında ve günümüz harp koşullarının değişikliği göze alındığında yakın ve uzak mesafelerde etkili, farklı güdüm tiplerinde ve farklı başlıklar kullanabilen “ATGM” formunda güdümlü piyade destek füzelerinin gelişimi ve platformlara entegrasyonu kaçınılmaz bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır.

Türkiye mevcut doktrini üzerinden mi hareket edecek? Günümüz koşullarını mı kendine uyduracak? Bilinmemektedir.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne olan inancımız ve güvenimiz tam olsa da Fırat Kalkanı Harekâtı süresince yapılan hatalar, geleceğe yönelik gerekli planlama ve hesaplamaların doğruluğu konusunda biraz şüphe uyandırmaktadır.

 

Fatih Mehmet Küçük
DefenceTurk


Kaynaklar

Makine mühendisliği öğrencisi, savunma ve ulusal güvenlik konularıyla yakından ilgileniyor. Amatör olarak video editlemeyi ve fotoğraf çekmeyi seviyor.

Bir cevap yazın

İlgini Çekebilir!

Bilgi Güvenliği ve Siber Güvenlik | Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi

“Bu yazı iki bölümden oluşması planlanan çalışmanın ilk bölümü olup, bilgi güvenliği…