Anasayfa Özgün Yazılar Afrika Birliği ve Uluslararası Güvenliğe Katkısı

Afrika Birliği ve Uluslararası Güvenliğe Katkısı

0

Defence Turk – The Feas Journal işbirliğiyle

Soğuk Savaş döneminde ulus devletlerin ve süper güçlerin askeri güvenliklerini önceleyen realist/geleneksel güvenlik anlayışı, küresel güvenlik gündemine egemen olmuştu. Bu güvenlik anlayışının sonucu olarak devletler güvenlik tehdidi olarak askeri sorunlara öncelik vermekte, ülkelerinin bekasını yalnızca buna bağlamaktaydı. Ancak soğuk savaş bittikten sonra bir gaye etrafında birleşen taraf devletlerin oluşturduğu ittifaklar anlamını yitirdi, uluslar ve uluslararası kuruluşlar vizyonlarını ve misyonlarını değiştirmeye, güvenlik algılarını çeşitlendirmeye başladı. Bunun sonucu olarak Afrika Birliği, NATO gibi kuruluşu esnasında, esasında tek bir hedefe odaklanan uluslararası oluşumlar da güvenlik politikalarını revize etmeye başladı. Bu kuruluşların benimsediği realist güvenlik anlayışının yerini iki kutuplu sistemin ortadan kalkmasıyla her geçen gün daha da küreselleşen tehditleri kapsayan ‘yeni güvenlik’ sistemi almaya başlamıştır. Bu kapsamda konumuz özelinde Afrika Birliği’nin yeni güvenlik anlayışını ve bunun günümüz güvenlik sorunlarına etkisinden bahsedeceğim.

Yeni güvenlik sistemi Kopenhag Okulu tarafından inşa edilmiş ve güvenlik gündeminin, değişen konjonktüre göre askeri güvenlik dışındaki meseleleri de kapsaması gerektiği gündeme getirilmiştir. Bu teoriye göre beş temel güvenlikleştirme sektörü bulunmaktadır. Bunlar; askeri, siyasi, ekonomik, toplumsal ve çevresel sorunları içermektedir. Bu meseleler ülke için ihtiva ettiği sorunun derecelerine göre siyaset dışı, siyasi ve güvenlikleştirilmiş meseleler olarak üçe ayrılmaktadır.

Afrika Birliği Askerleri Komutanı selamlıyor

Yeni güvenlik teorisine göre; Afrika’da ortaya çıkan krizler devletler özelinde incelenecek olursa , “Güvenlik paylaşılabilir, ancak emanet edilemez bir olgu” olduğu düşüncesini destekleyen bir biçimde devletlerin ortak bir örgütte yer almalarına rağmen, egemenliklerini ve ulusal güvenliklerini diğer devletlerle paylaşmak istemedikleri apaçık bir gerçektir.  1991-2008 yılları arasında 33 Afrika ülkesinde silahlı çatışma yaşandı. Belirtilen dönemde Etiyopya örneğinde olduğu gibi tek bir ülkede iç, devlet dışı ve devletlerarası çatışmalar görüldü. Kongo Demokratik Cumhuriyeti örneğinde ise, 1916’dan bu yana süregelen devlet dışı çatışmalar Soğuk Savaş sonrasında da devam etti. 2012’de 30 Afrika ülkesinde, uyuşmazlık nedenleri ulusal güç, ideoloji, otonomi, ayrılık, toprak/bölge, doğal kaynaklar ve diğer nedenler olarak kategorize edilebilecek 64 şiddetli çatışma yaşandı. Buradan çıkartılacak sonuç; Afrika devletleri, Kopenhag Okulu’nun teorisine göre karşılaştıkları güvenlik problemlerini devletleri için beka sorunu olarak görüyor ve bu soruna öncelik vererek askeri yollarla çözüm bulmaya çalışıyorlar. Bu da beraberinde hükümetlerin gereğinden fazla yetki ile donanmasını ve demokrasi sürecinin sekteye uğraması sorununu getiriyor. Bir şekilde iktidara gelen lider konuşma edimi yoluyla kitleleri etkilemekte ve kamu desteğini alarak kendisi tarafından olağanüstü önlemlerin alınmasını sağlamaktadır. Bu şekilde demokrasinin kurallarının işlemesi çeşitli gerekçelerle sürekli ertelenmektedir.

Ancak son yıllarda Afrika liderleri sorunların çözümünde güvenlikleştirme politikası yerine, siyasi yollar kullanmaya gayret etmektedir. Bu bağlamda Afrika ülkelerinin buluştuğu ortak platform olan Afrika Birliği, Kıta’da karşılaşılan her soruna “Afrika sorunlarına Afrika çözümleri” ilkesi uyarınca çözümler bulmaya ve politikalar üretmeye çalışmaktadır. Bu da demokrasinin gelişmesi ve kıtadaki savaşların bitmesi için Afrika halkları ve Dünya siyaseti için bir umut olmuştur. Afrika Birliği’nin asıl amacı kıtadaki devletlerin demokrasiyi benimsemesini sağlamak ve devletlerarası sorunları siyaset içinde çözümleyerek güvenlik politikası olmaktan çıkarmaya çalışmaktır. Böylelikle iktidarların tiranlığını engellemek ve bunu sürdürmek için onlara meşruluk sağlayan aracı ellerinden almak demokrasinin Afrika’da gelişmesine yardımcı olacaktır.

Afrika Birliği kendi içerisinde geliştirdiği güvenlik modeli ile kıtayı geçmişte sömürgeci şimdi ise neoemperyalist olan devletlere karşı korumayı, kıta içerisindeki sorunlara bölge devletleri ile çözüm bulmayı amaçlamaktadır. Güvenlik alanında kurumsallaşan Afrika Birliği tarafından, anlaşmazlıkların önlenmesi, yönetimi ve çözüme kavuşturulması amacıyla toplu bir güvenlik ve erken uyarı sistemi geliştirilmiştir. Bu bağlamda Afrika’nın beş farklı bölgesinden gelen on beş farklı devleti temsil eden diplomatların yönettiği Barış ve Güvenlik Konseyi kurulmuştur. Konsey ayrıca kıtanın güvenliğini sağlamak için 15000 kişilik Barış Gücü Birliği’nin de yönetimini Barış ve Güvenlik komitesine bağlı olan Askeri Görevliler organı üstlenmektedir. Konsey ayrıca Afrika kıtasının her bölgesini temsil eden, liderlikleri sürecinde Afrika’nın barış ve güvenliğine hizmet etmiş insanlardan “Akil Adamlar“  (Panel of the Wise) danışma organı olarak yararlanabilmektedir.

Afrikalı bir asker. Arka planda ‘UN’ yazılı Birleşmiş Milletler’e ait bir Zırhlı Personel Taşıyıcı görünmekte

Barış ve Güvenlik konseyi altında kıtada barış, istikrar ve düzeni sağlamak; kolektif bir savunma stratejisi geliştirmek adına ittifak, iki veya birçok ülkenin birbirine yardım etmesini, muhtemel saldırganı caydırmayı öngören “Afrika Birliği Saldırmazlık ve Savunma Paktı “ kurmuştur. Paktın kabulü ile Afrika Birliği, kıtanın sorunlarına dış müdahaleyi engelleyerek Afrika’daki barış ve güvenliğin tesisinde yegâne kurum halini almış bulunmaktadır.

Kurum, kıtada yaygın olarak görülen savaşları, sivil çatışmaları, toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti, şiddetli çatışmaları ve soykırımı önlemek amacıyla 2020 yılının sonuna kadar “Silahları Susturalım” kampanyasını izlemektedir.

Barış ve Güvenlik Komitesi’nin Afrika’da istikrarı sürdürmek amacıyla, Kıtasal Erken Uyarı Sistemi adı altında önleyici güvenlik mekanizmasını hayata geçirmiştir. Bu mekanizma Durum Odası ve Gözlem Merkezinden oluşmaktadır. Kıtasal erken uyarı sistemi, Afrika genelinde anlaşmazlıklar henüz ortaya çıkmadan devletler arasındaki ilişkilere dair raporlar hazırlayan, güvenlik problemlerinin derinliğini, sebeplerini araştıran; ihtilaf içerisindeki devletlerin davranış analizlerini toplayan Barış ve Güvenlik komitesine bağlı bir oluşumdur. Bu oluşumun amacı devletler arasındaki sorunları siyaset içerisinde çözebilmek ve bunların güvenlikleştirme politikasına geçmesini engellemek amacıyla konseye analizler sunmaktır. Afrika Birliği’nin güvenlik politikalarını derinleştirmesi bakımından büyük önem arz etmektedir.

Barış ve Güvenlik Komitesine bağlı bir diğer önemli organ ise Afrika Bekleme Görev Gücü’dür.  Bu askeri birlik devletler arası ihtilaf durumunda, konseyin onayına bağlı olarak; birliğin barışı sağlama, çatışma engelleme, insani krizlere müdahale etme görevlerini yerine getirmektedir. Buna bağlı olarak Barış ve Güvenlik komitesi kuruluş anlaşması 4 (h) ve 4 (j) maddeleri kapsamında insan haklarını korumak ve kıtada refah ve istikrar ortamını sürdürmek için birlik içerisindeki ülkelere müdahale edebilir. Bu da Afrika Birliği’nin reel askeri gücü ve siyasi etkisi bakımından en çarpıcı örnek olarak gösterilebilir.

Afrika Birliği 2003’den beri siyasi ve askeri karışıklık içerisinde olan kıta ülkelerine barışı sağlama operasyonları düzenlemektedir. Bu operasyonların bir kısmı başarılı olmuştur. Fakat önemli bir bölümü de görevlerini ihtiva etmeye muktedir olamamıştır. Bunun başlıca sebebi örgüt içerisindeki koordinasyon eksikliği ve Barış Görev Gücü’nün askeri olarak yeterince desteklenmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle görev gücünün asıl amacı çatışma alanlarının belirlenmesi ve çatışmaya giden sürecin durdurulmaya çalışılmasıdır. Etnik kökenli çatışmalar Afrika’da en çok gerçekleşen çatışma türü olduğu için Afrika Birliği öncelik olarak bunu önlemeye çalışmalıdır.

Afrika Birliği’nin güvenlik politikaları kapsamında bir diğer husus, kendisine rol model olarak aldığı Avrupa Birliği ile arasındaki işbirliğine de değinerek yazıma son vermek istiyorum. Avrupa’nın güvenliğinin, Afrika kıtasının istikrarını sağlayarak arttırılabileceği görüşü kapsamında Avrupa birliği 2001 tarihinde Afrika’nın Kalkınması için Yeni Ortaklık” misyonunu kurmuştur. Ayrıca Avrupa Komisyonu tarafından 2005 yılında AB’nin Afrika Stratejisi konulu bir bildiri yayınlanmıştır. Anılan bildirinin amacı Afrika’nın kalkınmasını; siyasi ve ekonomik olarak gelişmesini Avrupa’nın öncelikleri arasında göstermeye çalışmaktır. Bu anlayışla “AB-Afrika Altyapı Ortaklığı” ve “AB Yönetim İnisiyatifi” başlatılmış, Afrika Birliği’nin (AfB) öncülük ettiği barışa destek faaliyetleri için daha fazla kaynak ayrılmıştır. Bu şekilde uluslararası örgütler işbirliği sağlamış ve küresel güvenliği geliştirmeye odaklanmışlardır.

 The FEAS Journal | TFJ

Buğra Çelikbilek

Bu çalışmanın orijinal hali thefeasjournal.com sitesinde yayınlanmıştır. Yazının Orijinal yayımı için tıklayınız.

Referanslar:

  1. Hisarlıoğlu, Fulya, “Güvenlikleştirme”
  2. Beril Dedeoğlu, Uluslararası Güvenlik ve Strateji
  3. Simon Ellerbrock (ed), Conflict Barometer 2012: Disputes, Non-violent Crisses, Violent Crisses, Limited Wars, Wars
  4. Ali Engin Oba, “Afrika’da Barış ve Güvenlik Sorunu: Afrika Birliği Saldırmazlık ve Ortak Savunma Paktı”
  5. Elem Eyrice Tepeciklioğlu, “Afrika Kıtasının Dünya Politikasında Artan Önemi ve Türkiye-Afrika İlişkileri”
  6. EU Strategy for Africa: Towards a Euro-African pact to accelerate Africa’s development

TFJ ya da The FEAS Journal, üniversite öğrencilerine sınırlamalar olmadan kendilerini açıklama imkanı tanıyan öğrenci tabanlı bir projedir. Bizce “karşıt görüşler birbirini besler” ve “birbirlerinin var olmasına olanak tanır.” The FEAS Journal esas olarak Uluslararası İlişkiler, Siyaset, İktisat, Hukuk, Sosyoloji ve Psikoloji alanlarına odaklanır.

Bir cevap yazın

İlgini Çekebilir!

Hava ve füze savunma kabiliyeti sağlayan son nesil SPY-7 radarı

Dünya üzerinde 4 ülkenin tercihi olan SPY-7 radarı, üstün hava ve füze savunma kabiliyeti …