Anasayfa Özgün Yazılar Nesillerine Göre Jet Savaş Uçaklarının Sınıflandırılması 

Nesillerine Göre Jet Savaş Uçaklarının Sınıflandırılması 

0

Ülkelerin silahlı kuvvetlerinin operasyonel kapasitesi büyük ölçüde sahip olunan silah sistemlerinin günün teknolojik getirileri ölçüsünde değerlendirilmektedir. Günümüzde bir ülke hava kuvvetlerinin niceliksel yapısı ile niteliksel yapısı bu noktada ayrışmakta ve belirleyici unsur olmaktadır. Bünyesinde niceliksel olarak görece yüksek kapasite sistem barındırması ‘güçlü’ bir yapı olduğu anlamına gelmemektedir. Günün şartlarına, teknolojik getirilerine yönelik bir niteliksel varlık da göstermesi gerekmektedir.

Havacılık; askeri ve ekonomik açıdan günümüz ülkelerinde stratejik öneme sahiptir. Toprak bütünlüğünün korunmasının esas olduğu milli güvenlik politikalarının bu noktada korunmasında hava kuvvetlerine önemli bir görev düşmektedir. Toprak bütünlüğü sadece kara veya deniz varlıkları ile özdeşleştirilmemeli; bu varlıkların üzerindeki hava sahasının da toprak bütünlüğünün bir parçası olduğu bilinmelidir. Hava kuvvetleri bu noktada sahip olunan hava unsurları ile kara konuşlu hava savunma sistemleri ile yükümlü oldukları görevleri ifa etmektedir. Hava kuvvetleri, korumakla yükümlü oldukları hava sahalarını her zaman yani hazarda ve seferde korumakla yükümlüdür.

Bilgi teknolojisinin gelişimi her ne kadar güvenlik güçleri için niteliksel kazanımlar sağlıyor olsa dahi muharebe sahalarının değişimine ve dönüşümüne karşı farklı ihtiyaçlar haiz olmaktadır.  Sayısı ve çeşidi artan tehditlere yanıt verebilmek için yüksek kabiliyetli hava muharebe ve savunma sistemlerine sahip olmak günümüzde kaçınılmaz bir gerçek olmuştur. Hava harp unsurlarının niteliksel yapısının korunması bir noktada modernizasyonu, teknolojinin hızla değiştiği 21’inci yüzyılda daha da önemli hale gelmiştir. Çok sayıda devlet, hava kuvvetlerine çağın gerektirdiği kabiliyetlere sahip sistemler kazandırmanın yollarını aramaktadır. Aynı şekilde hava, kara ve deniz platformlarını hava saldırılarından koruyacak hassas silah ve sistemlerin geliştirilmesi için yatırım yapılmaktadır.

17 Kasım 1903 Flyer-1 ilk uçuşunu tamamladı

Jet Savaş Uçaklarına Giden Yol

Ülkelerin operasyonel kabiliyetini belirleyen en önemli unsurlardan olan savaş uçakları, geçmişten günümüze giderek artan oranda varlığını korumuş ve sürdürmüştür. 17 Kasım 1903 tarihinde “Flyer-1” adlı uçakla Orville Wright tarafından ilk kontrollü ve güç kullanılan uçuş yapılmıştı. 12 saniyede 120 feet’lik mesafenin uçulduğu bu başarının ardından hızla havacılık bir dönüşüm içine girdi. Savaş uçaklarının silahlı kuvvetlerin bir parçası olmasıyla bu alanda teknolojik dönüşümler yaşandı. Savaş uçaklarının ’S Eğrisi’ olarak tabir edebileceğimiz dönüşümlerin belki de en önemlisi ise jet motorun tasarlanmasıydı. Turbojet motorlarının kullanıldığı ilk uçak (Heinkel He 178) 27 Ağustos 1939 tarihinde Almanlar tarafından uçurulmasına rağmen, jet savaş uçaklarının savaşlarda silah olarak etkin bir şekilde kullanılmaya başlanması ancak 1945 yılında oldu.

Heinkel He 178

İkinci Dünya Savaşı ile birlikte hava gücünün muharebe sahasındaki çığır açan etkisi daha net anlaşıldı. Hava üstünlüğünün muharebelerde sağladığı başarı askeri teorisyenlerinin de dikkatinin hava gücü üzerine yoğunlaştırmasında etkili oldu. Hava unsurlarının efektif sonuçlar doğurması üzerine savaş uçağı teknolojisi özelindeki çalışmalar artırıldı. Hızlı gelişim süreçleri sonucunda 90’lı yılların başlarına kadar beş farklı tip savaş uçağı nesli geliştirildi.

İlk olarak İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılan jet motorlu savaş uçakları günün şartlarına yönelik yapılan yoğun teknolojik çalışmalarla tasarımsal ve fonksiyonel anlamda iyileştirmelere tabi tutuldu. Kısa bir süreçte gerçekleştirilen iyileştirme çalışmaları savaş uçaklarının nesillere kategorize etmeye yani sınıflandırılmaya gidilmesini de beraberinde getirdi.

Ses üstü hızlarda seyir imkânı ve daha gelişmiş motorlar ve silah sistemleri ise ilk olarak 1960’lı yıllarda kullanılan üçüncü nesil savaş uçaklarında görülebilmektedir. Dördüncü nesil savaş uçakları 1970’li yıllarda kullanılmaya başlanmıştır ve dijital aviyoniklere, arttırılmış manevra kabiliyetine ve gelişmiş uçuş kontrol ve silah sistemlerine sahiplerdir. Ara nesil olarak adlandırılan nesil dört buçuk savaş uçakları ise tasarım açısından çok farklılık göstermemelerine rağmen gelişmiş dijital aviyoniklere ve sınırlı da olsa radarlardan gizlenme kabiliyetine sahiplerdir.

Jet sınıfındaki savaş uçaklarının sınıflandırılması yapılırken öne çıkan bazı gereksinimler vardır. Bu gereksinimlerin temelinde ise teknoloji yatmaktadır. Radar ve sensör sistemleri, aviyonikler, kaplama malzemesi gibi yapısal ve teknolojik unsurları kabaca bu kapsamda ifade edebiliriz.

Birinci Nesil Jet Savaş Uçakları

1940’lı yıllarda ülke hava kuvvetlerinin envanterine giremeye başlayan birinci nesil savaş uçakları sahip oldukları jet motorları ile ses altı hızlarda seyir edebiliyordu. Birinci nesil jet savaş uçakları, aynı yıllarda üretilen ve hava kuvvetlerince kullanılan pistonlu modellerden görünüş yani tasarımsal olarak çok az farka sahipti. Dış tasarımsal fark çok büyük ölçüde olmasa dahi sürat olarak önemli bir fark mevcuttu. Fırlatma koltuğu sistemi ve “tailplane” gibi aerodinamik yenilikler bu periyotta görüldü. Birinci nesil jet uçakları makinalı tüfek entegreliydi ve güdümsüz mühimmat taşıyabiliyordu. Elektronik alt sistemleri ise radar ve önleme sistemlerini içermiyordu.

Birinci nesil savaş uçaklarına örnek olarak; Sovyet yapımı Mig-15 ve Mig-17; Amerikan yapımı F-86 Sabre jet savaş uçakları örnek verilebilir.

Birinci Nesil F-86 Sabre jet savaş uçağı

İkinci Nesil Jet Savaş Uçakları

1950’li yılların ortasından 1960’lı yılların başına kadar olan süreçte geliştirilen jet uçaklarıdır. Bu uçaklar, özellikle Kore Savaşı’ndan elde edilen tecrübeler ve ayrıca nükleer savunma stratejisinin ihtiyaçları dikkate alınarak geliştirilmiştir. Alüminyum alaşımının uçaklarda kullanılması, delta kanatlar ve geriye ok açılı kanatlar ilk defa bu dönemde görülmüştür. Art yakıcılı (afterburning) motorların kullanılması ise, ses süratini geçmeyi mümkün kılmıştır. Radarların uçaklarda yaygın bir şekilde kullanılması bu dönemde başlamıştır. Hava-hava radarları bu dönemde jet uçaklarında kullanılmıştır. Güdümlü füzelerin geliştirilmesiyle, hava-hava füzeleri temel silah haline gelmiştir. Kızılötesi (Infrared) güdümlü füzeler oldukça yaygınlaşmıştır. Ayrıca radar güdümlü füzeler de bu dönemde görülmeye başlanmıştır.

İkinci nesil savaş uçaklarına örnek olarak; Sovyet yapımı Mig-19 ve Mig-21; Amerikan yapımı F-104, F-5 jet savaş uçakları verilebilir.

İkinci Nesil F-104 Starfighter Jet Savaş Uçağı

Üçüncü Nesil Jet Savaş Uçakları

1960’lı yılların başından yaklaşık 1970 yılına kadar olan süreçte geliştirilen jet uçaklarıdır. Bu dönemde ikinci nesil uçaklara ait yeniliklerin daha da olgunlaştığı görülüyor; manevra kabiliyeti ve havadan yere taarruz yeteneklerinde dikkat çeken yenilikler olmuştur. Kokpitlerde kullanılan buharlı göstergelerin yerini analog göstergeler almaya başlamıştır. Dikey/kısa kalkış ve iniş amaçlı teknolojiler kullanılmaya başlanmıştır.

Hava-hava füzelerinin etkili menzili oldukça artmıştır. AIM-7 Sparrow ve AA-7 Apex gibi yarı aktif güdümlü füzelerle görüş ötesi muharebe ortamı sağlandı. Ayrıca hava-yer taarruz yetenekleri bu dönemde çok hızlı gelişti. Bu dönemde hava kuvvetleri tarafından kullanılmaya başlanan arazi takip sistemleri sayesinde yere taarruz kabiliyeti iyileştirildi. AGM-65 Maverick gibi elektro-optik güdümlü hava-yer füzeleri bu dönemde standart mühimmat haline gelirken, lazer güdümlü bombalar hassas vuruş kabiliyetini bu dönemde artırdı. Hedefleme podlarının geliştirilmesi ise beraberinde hassas güdümlü mühimmatların kullanılmaya başlanmasını getirdi. Uçak motorlarının güvenilirliği de bu dönemde artarken, jet motorları dumansız çalışmaya başladı. Dumansız motorlar sayesinde, uçakların çok uzaklardan görülebilme zafiyeti ortadan kalkmıştır.

Üçüncü nesil savaş uçaklarına örnek olarak: Fransız yapımı Mirage III; Sovyet yapımı Mig-23; Amerikan yapımı F-4 jet savaş uçakları verilebilir.

Üçüncü Nesil RF-4E Phantom Jet Savaş Uçağı

Dördüncü Nesil Jet Savaş Uçakları

1970’li yılların başından yaklaşık 1980’li yılların sonuna kadar olan süreçte geliştirilen jet uçaklarıdır. Dördüncü nesil jet uçakları çoklu rollerde kullanılacak şekilde geliştirildiği bu dönemde jet uçakları çok karmaşık aviyonik sistemler ve silahlar ile donatılmaya başlandı. “Fly-by-wire” yöntemli uçuş kontrol sistemlerinin, biraz kararsız olarak dizayn edilen F-16 Falcon gibi jet uçaklarında kullanılması sayesinde, çok etkin bir manevra kabiliyeti de yine bu dönemde elde edildi. Analog aviyonik sistemler ise bu dönemde yerini artık dijital aviyonik sistemlere bırakmaya başladı. Pilotların durumsal farkındalıkların artırılması açısından dijital aviyonikler daha az oto-kontrol gerektirmekteydi ve pilotların çevresel duyularını daha fazla kullanma imkânı sunmaktaydı.

Dijital motor kontrol sistemlerinin (FADEC) geliştirilmesi ise beraberinde motorların performansında ciddi artışlar getirdi. Pulse-Doppler atış-kontrol radarları, head-up göstergeleri (HUD) ve çok fonksiyonlu göstergeler (MFD), bu dönemde yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı. Sovyet ekolünde kullanılan ve temini zor olan lityum malzemelere karşın bu dönemde kompozit malzemeler ve grafit epoksi laminet yüzeylerin kullanılması, uçakların ağırlığının düşürülmesini sağladı. İlk uzun menzilli aktif radar güdümlü hava-hava füzesi bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır. Dördüncü nesil savaş uçakları günümüz silahlı kuvvetlerinin hava güçlerinde en çok sayıda mevcut olan jet sistemi olarak yerini korumaktadır.

Dördüncü nesil jet uçaklarına örnek olarak: Fransız yapımı Mirage 2000; Sovyet yapımı Mig-29, Su-27; Amerikan yapımı F-16 jet savaş uçakları verilebilir.

Dördüncü Nesil F-16 Block 40 JEt Savaş UÇağı

4.5 Nesil Jet Savaş Uçakları

1990’lı yılların başından günümüze kadar olan süreçte geliştirilen jet uçaklarıdır. Soğuk savaşın bitmesiyle birlikte başlayan yeni süreçte askeri harcamalar önemli ölçüde kısıtlandı. Buna paralel olarak birçok araştırma ve geliştirme programı ya durduruldu ya da yavaşlatılarak evirildi. Yeni uçakların dizayn edilmesinden ziyade dördüncü nesil uçaklar üzerinde iyileştirme ve geliştirmeler yapıldı. Mikroçip ve yarı iletken teknolojileri sayesinde bilgisayarların, aviyonik sistemlerinin ve diğer uçuş sistemlerinin kabiliyetleri bu süreçte önemli miktarda artırıldı.  Bu dönemde en çok ilerleme sağlanan bir diğer teknoloji ise “görünmezlik” yani “stealth” teknolojisi oldu. Görünmezlik teknolojisinin gelişiminde özellikle radar kesit alanının azaltılmasına yönelik olarak radar emici (absorbe edici) malzeme ve tekniklerinin kullanılmasına odaklanıldı.  Bu dönemde jet uçaklarına AESA yani aktif tarama radarlarının entegrasyonu yapıldı. Ayrıca bu dönemde motor trastının yönlendirilmesi tekniği kullanılmaya başlandı.

4.5 nesil savaş uçaklarına örnek olarak: Yeni üretilenler, Fransız yapımı Rafale 2000; İngiliz/İtalyan/Alman ortak üretimi Eurofighter; İsveç yapımı Saab JAS 39; Sovyet yapımı Su-33/34 ve Su-35. Geliştirilenler, Sovyet yapımı Mig-29 ve Mig-31; Amerikan yapımı F-15, F-16 ve F-18.

F / A-18 Blok II Super Hornet

Beşinci Nesil Jet Savaş Uçakları

Özellikle 2005 yılından günümüze kadar olan süreçte geliştirilen jet uçaklarıdır. Beşinci nesil olarak nitelendirdiğimiz jet uçaklarının geliştirilmesine yönelik AR-GE çalışmaları daha erken dönemlerde başlasa dahi Soğuk Savaş’ın bitişi bu yöndeki çalışmaların askıya alınmasına sebep oldu. Bu sebepten ötürü 2005 yılı sonlarında F-22 savaş uçağının hizmete girmesiyle bu dönemin başlamış olduğu ifade edilmektedir. Beşinci nesil jet uçaklarını diğer önceki nesillerden ayıran en temel özellik olarak ağ merkezli bir muharebe ortamında görev yapacak şekilde dizayn edilmeleri gösterilmektedir. Durumsal farkındalık sağlayan gelişmiş sensörler sayesinde jet uçağı etrafındaki hedefleri devamlı bir şekilde 360 derece takip edilebilmektedir. Ayrıca gelişmiş aviyonik sistemler sayesinde sahip olunan etkin veri elde etme ve iletme imkanıyla, durumsal farkındalık artmakta ve dolayısıyla pilotun iş yükü azalmaktadır. Beşinci nesil jetlerin en önemli özelliklerinden olan stealth teknoloji ise bu seviyenin temel isterileri arasında sayılmaktadır. Motor sistemlerinin yapısı da bu yönde gelişim sürecindedir. Motor sistemlerinde özellikle termal verimlilik ve radar sinyallerini yansıtıcı şekle sahip egzoz (nozzle) tasarımları üzerine durulmuştur. Tüm bu sistemlerin kullanılması sayesinde beşinci nesil jet uçakları, “ilk görme, ilk ateş etme ve ilk imha/tahrip etme” özelliğine sahip olacaktır.

Beşinci nesil savaş uçaklarına örnek olarak: Çin yapımı J-20 ve J-31, Amerikan yapımı F-22 ve F-35 jet savaş uçakları verilebilir.

Beşinci Nesil F-22 Raptor Jet Savaş Uçağı

Değerlendirme

Tarihin farklı dönemlerinde tanıklık ettiğimiz insanoğlunu kuşlar gibi uçma arzusuna yönelik girişimler 20. Yüzyılın başlarında vücut bulmaya başladı. Sonrasında ise dünya havacılığı inanılmaz bir hızda gelişmiş ve başlangıçta basit ve temel arzunun çok daha ötesine ulaşılmıştır. Günümüzde beşinci nesil savaş uçaklarıyla havacılığın gelişimi yeni bir S eğrisinin, döngüsünün içindedir. Ancak belli bir olgunluğa ulaştığında jet uçakları için yeni bir S eğrisi ihtiyaçlara binaen doğacaktı. Bu noktada Altıncı nesil olarak ifade edebileceğimiz jet uçağı teknolojisi devreye giriyor. Henüz bu teknolojiyle tanışmamış havacılık endüstrisi büyük bir heyecan ile inovatif girişimler içerisindedir. Tanışmamış olmamıza rağmen havacılık endüstrisinin önde gelen uzmanları altıncı nesil jet uçağı programları için genelde; görünmezlik özelliği ve manevra kabiliyeti çok yüksek, çok yükseklerde ve çok hızlı uçabilen, yönlendirilmiş enerji silahlarına sahip bir insanlı/insansız uçak olacağı yönünde kanaat içindedir. Böylesi yeteneklere haiz bir platform mutlaktır ki hava muharebe sahasının mutlak hakimi olacaktır.

Avrupa’nın altıncı nesil savaş uçağı projeleri: FCAS ve TEMPEST

Referanslar:

[1] Cengiz Karaağaç, “Altıncı Nesil Savaş Uçağına Giden Uzun Yol

[2] STM Thinktech, “Savaş Uçakları ve Askeri İnsansız Hava Araçlarının Geleceği”

[3]Air Power Development Centre, “Five Generations of Jet Fighter Aircraft”

[4]Fighter World, “Five Generations of Jets”

Türk savunma sanayii özelinde savunma sanayii takipçisi ve araştırmacısı.

Bir cevap yazın

İlgini Çekebilir!

thysennkrupp Marine Systems MEKO A-200 fırkateyn

MEKO A-200, ünlü MEKO 200 sınıfı genel maksat fırkateninin devamı niteliğindedir. Fırkatey…