Anasayfa Özgün Yazılar Yazılar ve Analizler Türk Deniz Kuvvetleri ve Uçak Gemisi Üzerine

Türk Deniz Kuvvetleri ve Uçak Gemisi Üzerine

0

Türkiye’nin uçak gemisi edinmesi ile ilgili çeşitli söylem ve açıklamalar basına yansımakta ve artık doğrudan sektörel hedeflerden biri olarak dile getirilmektedir. Bu yazı uzun süredir tartışılan bir fikir olarak Türkiye’nin “uçak gemisi” yaklaşımı üzerinde fikir oluşturmak ve çeşitli değerlendirmeleri aktarmak üzere kaleme alınmıştır. 

Türk Deniz Kuvvetleri etkin, ileri görüşlü, yenilikçi bir yapıdadır. Gelişmiş bir deniz kuvvetlerinin diplomatik açıdan sağlayacağı faydanın farkında olan ve stratejisini bu yönde kurgulayan Türk Deniz Kuvvetleri, yapısal olarak büyüme hedeflerini yine bu doğrultuda inşa etmektedir.

Türk Deniz Kuvvetleri’nin 2000’li yıllardan beri süregelen büyüme hedefi[1], kuvvet aktarım kabiliyetini geliştirmeyi de içerecek biçimde kurgulanmıştır. Nitekim “Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi” belgesinde, küreselleşme etkisi ile “denizden komşu” olma durumunun kapsamı yeniden tanımlanmış[2] ve dünyanın herhangi bir yerindeki denize kıyısı olan her ülke ile ekonomik ve güvenlik çıkarlarına etki etmenin önemi vurgulanmıştır.

Belgede, açıkça, Türkiye’nin güvenliği ve politik hedefleri doğrultusunda Türk Deniz Kuvvetleri’nin harekat yarıçapının genişlemesi gerektiği belirtilmektedir.

“Dünya ölçeğinde deniz kuvvetlerinin sınıflandırılmasında mevcut yetenekleri ile hâlihazırda “Orta Ölçekli Bölgesel Güç Aktarım Yeteneğine Sahip Deniz Kuvveti” olan Türk Deniz Kuvvetleri, envanterine yeni girecek platformlar, çevre denizlerinin ötesine genişleyen harekat yarıçapı, NATO ve çok uluslu oluşumlar bünyesinde güç aktarım yeteneğine sahip diğer deniz kuvvetleri ile iş birliği perspektifiyle “Orta Ölçekli Küresel Güç Aktarım Yeteneğine Sahip Deniz Kuvveti” olma yolunda emin adımlarla ilerleyecektir.” 

Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi

Etki alanın genişlemesi, dünyanın farklı bölgelerindeki istikrarsızlık ortamlarına etki etme, ülke savunmasının ana karadan uzakta savunulması gibi olasılıklar düşünüldüğünde Türkiye’nin uçak gemisi üretme veya temin etme hedefleri olağan karşılanabilir.

Türk Donanmasının büyümesi ve etkenler

Türk Deniz Kuvvetleri Karadeniz, Akdeniz ve Adalar Denizi’nde etkin bir varlık bulundurmak durumundadır. Buna ilave olarak, Türkiye’nin artan siyasi nüfuz alanının da etkisi ile Akdeniz’de varlık göstermesi gereken alan artmıştır. Son olarak, Libya’da yaşanan iç savaşa Türkiye’nin müdahalesi ve bölgedeki Türk Deniz Kuvvetleri varlığı, kuvvet aktarımı ve platform ihtiyacını gözler önüne sermiştir.

Gabya sınıfı TCG Gaziantep fırkateyni ve Arleigh Burke sınıfı USS Donald Cook muhribi – Doğu Akdeniz

Türkiye, Doğu Akdeniz’de, geçmişten günümüze Yunanistan gibi görece daha güçsüz ülkelerin donanmaları ile karşı karşıya kalırken; Libya açıklarında, Fransız Donanması gibi uçak gemisi, satha seyir füzesi atma kabiliyetine sahip fırkateyni ve nükleer denizaltısı olan bir kuvvet ile karşı karşıya gelmiştir. Bu doğrultuda, daha geniş alanda etkinlik gösteren Türk Deniz Kuvvetleri’nin hem nitelik hem de nicelik anlamında muharip ve lojistik filosunu geliştirme ihtiyacı zaruridir.

Platform İhtiyacı

Muharip fırkateynlerimizin ortalama yaşları şu şekildedir:

  • Yavuz Sınıfı (4 adet): 32
  • Gabya Sınıfı (8 adet): 40,3
  • Barbaros Sınıfı (4 adet): 22

Özellikle Gabya sınıfı fırkateynlerin yaşlarının oldukça ilerlemesi nedeniyle, halihazırda yetersiz olan platform sayısının daha da azalmaması için filoya yeni gemilerin temin edilmesi gerekmektedir. Türk Deniz Kuvvetleri tarafından bir platformun ortalama hizmet ömrü olarak 40 yıl planlanmaktadır.[3]

İ (İstif) sınıfı fırkateyn projesi ve ilk gemisinin inşa çalışmaları devam etmektedir. Ancak proje beklenen hızda devam etmemekte olup, ilk geminin ancak 2023 yılında teslim edilmesi planlanmaktadır. Muharip gemi sayısının yetmemesi nedeniyle, Türkiye, envanterden çıkarmayı planladığı Burak sınıfı korvetleri kısmi modernizasyon ile etkin tutmaya devam etmektedir.

TF-2000 Hava Savunma Harbi (HSH) Muhribi projesinde ise, kritik ürün olan ÇAFRAD’da Faz-2’ye geçilmek üzere gemi dizaynı ile ilgili gelişmeler beklenmektedir.[4]

Türkiye’nin deniz projelerine dair ayrıntılı bilgilere buradan ulaşılabileceği için detaylı olarak değinilmeyecektir. 

Muharip filonun, özellikle ana vatandan uzak mesafelerde, desteklenmesi için yardımcı gemi sınıfları büyük önem taşımaktadır.

Lojistik destek gemisi projesinde, yüklenici firmanın konkordato ilan etmesi sebebiyle gemiler teslim edilememiştir.[5]  Denizde İkmal Muharebe Destek Gemisi (DİMDEG) gibi lojistik anlamda kritik gemiler ile ilgili projeler ise sürmektedir.

TCG Anadolu ve “Uçak Konuşlandırmak”

Türkiye’nin artan politik etkisi ile doğru orantılı olarak, artan kuvvet aktarım kapasitesi ihtiyacı asli olarak Türk Deniz Kuvvetleri’ni etkilemektedir. Türk Donanmasının 20 yıldan uzun bir süredir bu durumun farkında olması ve buna binaen doklu çıkarma gemisi gibi ihtiyaçların farkına vararak projelendirmesi önemli bir çıktıdır. Yine doklu çıkarma gemisi projesinde İspanyol Galiçya sınıfı benzeri yarı güverteli daha düşük tonajlı bir gemi ihtiyacı belirtilmiş, daha sonra proje isterleri, İspanyol Juan Carlos sınıfına benzer yapıdaki gemiyle aynı seviyeye gelmiştir. Bu doğrultuda proje çıktısı olarak TCG Anadolu inşa edilmiştir.

TCG Anadolu çok maksatlı amfibi hücum gemisi, muharip olarak, taşıdığı görev gücü ile kuvvet aktarımı yapabilecek, uçar unsurlar ile kıyıdaki harekatı destekleyebilecek ve denizde komuta kontrol merkezi olarak görev yapabilecektir.[6]

L400 TCG ANADOLU

TCG Anadolu’ya uçak konuşlandırması fikri Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Libya stratejilerinin mimarı Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı tarafından ortaya konmuştur. 

TCG Anadolu tasarımı henüz proje aşamasındayken, bu kabiliyetlere ek olarak STOVL kabiliyetli F-35B savaş uçağı konuşlandırılabilmesine yönelik güncellenmiştir. Resmi olarak ABD’ye F-35B talebi olmamış ancak bilfiil Deniz Kuvvetleri tarafından bu platforma sahip olunacağı yönünde bildirimlerde bulunulmuştur.[7]

Mevcut konjoktürde, S-400 sisteminin alınması üzerine, ABD’nin Türkiye’nin F-35 Müşterek Taarruz Uçağı projesindeki üyeliğini askıya alması nedeniyle bu uçakların temini mümkün gözükmemektedir.

Halihazırda, TCG Anadolu’ya konuşlandırılabilecek F-35B dışında üretimi süren bir uçak bulunmamaktadır. Bu nedenle, TCG Anadolu’da kullanılabilecek yeni bir savaş uçağı bulunmamaktadır.

F-35B yerine Harrier

Ancak İtalya, İspanya ve ABD tarafından kullanılan Harrier savaş uçaklarının TCG Anadolu’ya konuşlandırılması mümkündür. Üretimi 2003 yılında sonra eren bu uçağın tedariki ancak bahsi geçen ülkelerden ikinci el olarak temin edilmesi ile mümkündür.

Faydalı ömürlerinin önemli bir kısmını doldurmuş Harrier tipi uçakların temin edilmesi, çok mantıklı görülmemekle birlikte Deniz Havacılığında tecrübe biriktirilmesi ve asimetrik unsurlara karşı uzun erimli müdahale kabiliyeti getirisi açısından değerlendirilebilecek bir husustur.

Son dönemde çeşitli kaynaklarca Türkiye’nin ikinci el Harrier temin etmek için İtalya’nın kapısını çaldığı bilgileri verilmektedir. İtalya, Harrier tipi uçakların en son kullanıcılarından biri olarak görece genç bir filoya sahip. Harrier’ın eğitim modeli olan ilk TAV-8B’yi 1991 yılında kullanmaya başlayan İtalya, F-35B işleten ve ileride donanmasında bu uçakları kullanmak isteyen bir ülke.

İtalyan AV-8B Harrier uçağı | Fotoğraf: Sea Forces

İtalyan Donanması 2000 yılında, Giuseppe Garibaldi ve yeni gemi C550 Cavour’u donatmak için yedi adet yeniden üretilmiş Harrier daha almak istiyordu. Bu arada mevcut uçaklar, AIM-120 AMRAAM füzeleri ve JDAM güdümlü bombalar taşıyabilmeleri için güncellendi. Kasım 2001-Mart 2002 tarihleri ​​arasında Giuseppe Garibaldi’ye sekiz AV-8B yerleştirildi. 2011 yılında, Giuseppe Garibaldi gemisinde faaliyet gösteren İtalyan Harrier’ları, 2011’de Libya’ya yapılan askeri müdahalenin bir parçası olarak Birleşik Koruyucu Operasyonunda görev aldı. AIM-120 AMRAAM ve AIM-9 Sidewinders hava-hava füzeleri ile silahlandırılan Harrier’lar, LITENING hedefleme podlarını kullanarak hava saldırılarının yanı sıra istihbarat ve keşif görevleri gerçekleştirdiler.[8]

İtalya, başlangıçta, 2’si TAV-8B Harrier II eğitim uçağı (iki kişilik) ve 16 AV-8B Harrier II Plus (tek kişilik) olmak üzere 18 Harrier satın aldı. 2 adet AV-8B Harrier II Plus kazalar nedeniyle görev dışına çıktı.[9]

TCG Anadolu için İtalya’dan Harrier temin edilmesi durumunda, bu uçakların gövde ömrü ve bakım onarım durumlarına göre 2030-35 yıllarına kadar kullanılabileceği değerlendirilmektedir. Ancak İtalya’nın Harrier satımına yanaşıp yanaşmayacağı bilinmemektedir.

Uçak Gemisi İhtiyacı ve Gerçeklik

Çok sayıda parametre göz önüne alındığında, TCG Anadolu’nun “mini uçak gemisi” olarak kullanımı konusunda nihai bir çözümün halen bulunmadığı aşikardır.

Bir spekülasyon olarak; F-35B temininde sorun çıkmasaydı ve Türkiye TCG Anadolu’yu “mini uçak gemisi” olarak kullansaydı, filonun büyütülmesi ve kabiliyet artırımı amacıyla TCG Trakya’nın, yani TCG Anadolu’nun ikizinin, konuşulabileceği bir senaryo Türkiye’yi bekliyor olacaktı. Türkiye’nin uzak coğrafyalara deniz kuvvetleri aracılığıyla havadan müdahale etme gereksinimi bu yöntem ile karşılanmış ve uçak gemisi ihtiyacı önemli bir süre ertelenmiş olacaktı.

Şu anda gelinen durumda ise, Harrier temin edilse dahi bunun sınırlı sayılarda yapılacak olması, istenilen kabiliyetleri tamamıyla karşılayacağı noktasında şüpheler yaratıyor. Harrier teminin mümkün olmadığı senaryoda ise; uzun erimli bir deniz havacılık kabiliyetinden yoksun kalınacak olması nedeniyle, uçak gemisi ihtiyacı, Türkiye’de yürütme erkinin en yetkili kişisi olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından dile getirilmiştir.

Uçak gemisi inşası kararı alınması noktasında başlıca soru işaretleri şunlardır;

  • Yüksek maliyetlerin mevcut bütçe ile nasıl karşılanacağı: Halihazırda, Türk Silahlı Kuvvetleri, Somali’den Libya’ya, Akdeniz’den Suriye ve Irak’a kadar geniş bir alanda varlık göstermeye ve aynı zamanda ekipmanlarını modernize etmeye çalışmaktadır. Uçak gemisi gibi son derece yüksek maliyetli bir platformun inşasında bütçe ihtiyacının, hele de COVID-19 nedeni ile bütçe sıkıntılarının yoğun olarak yaşandığı dönemde, nasıl gerçekleşeceği büyük bir soru işaretidir.
  • Görev grubu oluşturulması: Uçak gemileri yapıları ve kullanım konseptleri itibarıyla tek başlarına görev yapmazlar. Destroyer, fırkateyn, lojistik destek gemileri ve denizaltılar ile birlikte görev yaparlar. Halihazırda Türk Deniz Kuvvetleri’nin platform ihtiyacı nedeniyle eski gemilerini dahi envanter dışına çıkaramadığı ve modernize ettiği günümüzde, kısa ve orta vadedeki planlara göre platform sayısının artmayacağı göz önüne alındığında, görev grubunun nasıl oluşturulacağı önemli bir sorudur. Bu nedenle, henüz TCG Anadolu’nun görev grubunun dahi nasıl oluşturulacağı bilinmemektedir. Bu tip görev gruplarında TF-2000 HSH gibi hava savunma harbine yönelik ağır tonajlı, uzun menzilli gemiler kritik önem arz etmektedir. Dolayısıyla TF-2000 gibi projelere öncelik verilmesi önem arz etmektedir.
  • Gemiye konuşlandırılacak uçar unsurlar: En temel husus uçak gemisinin yapısı ile alakalıdır. Uçakların gemilerden kalkış yapması için kullandığı farklı yöntemler vardır.[10] 
    Yöntem Artılar Eksiler
    CATOBAR (mancınık mekanizması bulunur) Yüksek ağırlıkların atılabilmesi
    Yüksek kalkış süratlerinin sağlanabilmesi
    Aynı anda ve kısa süre arayla çok sayıda uçağın fırlatılabilmesi
    Karmaşık
    Pahalı
    Bakımı zor
    ABD tekelinde
    STOBAR
    (uçak rampadan kendi motoru ile kalkış yapar)
    İnşası basit, ucuz
    Kalkış için ayrıca mekanizma vb. gerektirmiyor
    Uçak hafif olmak zorunda
    Tam görev yükü ile kalkış mümkün değil
    Aynı anda tek uçağın fırlatılabilmesi
    STOVL İnşası basit, ucuz
    Hem kalkış hem iniş için mekanizma vb. gerektirmiyor
    İniş için ayrıca pist gereksinimi yok
    Çok daha küçük gemi inşası mümkün
    Bu tipteki uçağın geliştirme ve idame maliyetleri çok yüksek
    Aynı anda tek uçağın kalkış yapabilmesi

    Farklı yöntemler göz önüne alındığında, bu gemiler için temin edilecek uçak kaynakları hakkında politik anlamda farklı şüpheler doğabilmektedir[10]:

    Uçak İniş – Kalkış Yöntemi Üretici Ülke Azami Kalkış Ağırlığı (Yaklaşık)
    F/A-18C/D Hornet CATOBAR ABD 23.5t
    F/A-18E/F Super Hornet CATOBAR ABD 30t
    EA-18G Growler CATOBAR ABD 30t
    F-35C CATOBAR ABD 32t
    Rafale M CATOBAR Fransa 24.5t
    Su-33 STOBAR Rusya 33t
    MiG-29K STOBAR Rusya 24.5t
    J-15 STOBAR Çin 28.5t
    Tejas Naval STOBAR Hindistan 13.5t
    Sea Gripen STOBAR İsveç 16.5t
    Harrier / Sea Harrier STOVL İngiltere 12t
    F-35B STOVL ABD 27t

    Mevcut konjonktürde Türkiye açısından STOVL uçak seçenekleri yukarıdaki paragraflarda değerlendirilmiştir. Bu uçaklar dışındaki uçaklara bakıldığında da Türkiye’nin politik olarak rahatlıkla temin edebileceği savaş uçağı bulunmadığını söyleyebiliriz. Türkiye için en uygun seçenek, bu ihtiyaca yönelik uçağın yerel imkanlar ile geliştirilmesidir. Ancak bu durumun gerçekleştirilebilirliği konusu, birçok riski barındıran muallak bir süreçtir.

  • Gemi tasarımının yapılması: İşletmesi dahi oldukça yüksek tecrübe isteyen platformların tasarlanması için daha fazla tecrübe gerekmektedir. Türkiye’nin bu büyüklükte bir platformu tasarlama imkan ve kabiliyetleri oldukça sınırlıdır. Bu noktada, platform tasarımının TCG Anadolu’da olduğu gibi hazır alınması veya kullanıcı bir ülkeden teknik ve mühendislik desteği alınması gerekmektedir.

Sonuç

Tüm parametreler gözetildiğinde, Türkiye için uçak gemisi temini; geminin tasarımı, üretimi, donatımı ve hatta işletmesine kadar oldukça zorlu bir süreçtir. Büyük finansman gerektiren bu platforma sahip olma noktasına gelene kadar, TF-2000 HSH muhribi ve İ sınıfı fırkateynler gibi ihtiyaçların giderilmesi noktasında pek çok sorunla karşılaşılan ve mali problemlerden bahsedilen projeler düşünülerek, uçak gemisi projesi isterileri ve önceliklerinin ciddi biçimde öngörülmesi ve sahip olunan yeteneklerin gözetilmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin hava kuvvetleri için savaş uçağı ihtiyacını karşılama noktasında belli mali ve politik çekinceler bulunurken, bu platform için uçak ihtiyacı karşılanması ise en büyük problemlerden biridir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında Türkiye için uçak gemisi, fikren uzak olmayan ancak fiilen uzak olan bir platformdur. Planlanmaya ve düşünülmeye başlanması için erken olmadığı değerlendirilebilir ancak bu proje öncesinde çok kapsamlı ve çok detaylı fizibilite çalışmaları gerekmektedir.

Fatih Mehmet Küçük

Kaynakça:

Kocaeli Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı Mezunu ve amatör fotoğrafçı. Teknoloji, otomotiv, uluslararası ilişkiler ve savunma sanayii meraklısı. Savunma sanayii araştırmacısı.

Bir cevap yazın

İlgini Çekebilir!

Şehit Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel Kimdir?

Pilot Yüzbaşı Cengiz TOPEL, Türk Hava Kuvvetleri’nin Kıbrıs’ta şehit olan ilk …