Anasayfa Yazılar Rusya’nın En Gelişmiş Savaş Uçağı SU-57 ile Tanışın

Rusya’nın En Gelişmiş Savaş Uçağı SU-57 ile Tanışın

0

“SU-57’in tasarım felsefinde yeterince yer bulmayan düşük görünürlük, uçağın bu alanda etkisiz veya tamamen yetersiz olduğu anlamına gelmemektedir. Sukhoi tasarım bürosu uçağın tasarımında düşük görünürlük ve diğer önceliklere karşı denge yaklaşımı izlemiştir.”

Rusya’nın 5. Nesil savaş uçağı projesi T-50 PAK FA güncel ismiyle SU-57, henüz gün yüzüne çıkmamış kabiliyetleri ile hafife alınmaması gereken modern bir uçaktır. Şimdiye kadar üretilen 12 prototip birbirinden farklı teknik özeliklere ve sistemlere sahiptir. Bu husus uçağın gelişiminin devam ettiğini göstermektedir. Rusya’nın içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar projede gecikmelere neden olmuştur. SU-57’nin sahip olması planlanan her biri 35.000 pound itiş üreten Saturn Izdeliye 30 motorunda yaşanan sıkıntılara rağmen üzerinde çalışmalar devam etmektedir (F-22 F119 motorları toplam 70.000 pound itiş üretmektedir). Bu süreçte SU-57 prototipleri SU-35‘ten tanıdığımız toplam 65.000 pound itiş üreten AL-41F1 motoru ile uçmaktadır. Rus yetkililerin verdiğin bilgiye SU-57’nin 2018 yılı sonunda seri üretime geçmesi planlanmaktadır. Rus havacılığının soğuk savaş yıllarından beri geliştirdiği ve Batıda bazen şaşkınlık, bazen şok yaratan yeni kabiliyetleri bugün hala Rus uçaklarında görmekteyiz. Bunlara birer örnek olarak 3D itiş kontrolünü, kızıl ötesi karşı önleme sistemlerini, L-Band antenler ve yanak radarlarını gösterebiliriz. Hindistan’ın düşük görünürlük ve teknoloji transferi ile ilgili memnuniyetsizliği nedeniyle SU-57 ortaklığından vazgeçmesi uçağın uluslararası pazardaki yeri hakkında soru işaretleri yaratmıştır.

SU-57 / Vitaliy Yurtaev  RussianPlanes.NET

F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye teslimine yönelik engelleme çalışmaları nedeniyle Türk medyasında geniş yer bulan SU-57 savaş uçağı hakkında herkesin takdir edeceği bazı kabiliyetleri yazımızda inceleyeceğiz. Gövde altındaki motor hava girişlerinin tasarımı nedeniyle fazla radar yansımasına sahip SU-57’nin düşük görünürlük hakkındaki sıkıntılarını sıkça duymaktayız. Düşük görünürlük açısından doğru bir karar ile tasarım olarak kendini kanıtlamış F-22’yi model alan TF-X programı için SU-57 çok değerli bir kaynaktır.  F-22’nin elmas şeklinde, ana gövdeyle bir bütün oluşturan motor ve hava giriş tasarımı ile SU-57’nin bu problemini yaşamamaktadır. Fakat SU-57’nin tasarım felsefinde yeterince yer bulmayan düşük görünürlük, uçağın bu alanda etkisiz veya tamamen yetersiz olduğu anlamına gelmemektedir. Sukhoi tasarım bürosu uçağın tasarımında düşük görünürlük ve diğer önceliklere karşı denge yaklaşımı izlemiştir.

Sukhoi şirketi ve Savunma Bakanlığı bünyesindeki kaynaklar açıkça, uçağın, süper manevra kabiliyetli, süperseyir özellikli, kompozit malzemeleri büyük miktarlarda içerecek ve aktif faz dizili radar ve sensör füzyonu gibi gelişmiş aviyoniklere sahip bir hayalet uçak olacağını belirtmiştir. Bu noktada tasarımı tamamen düşük görünürlüğe odaklanmış, Düşman hava savunma katmanlarından sızarak, cephe gerisindeki hedefleri vurmak (Deep Strike) amacıyla üretilmiş F-35 gibi uçaklarla mukayese edilmesi doğru olmayacaktır. Ayrıca Rusya’nın sahip olduğu en sofistike, entegre ve düşük band radarlar ile donatılmış hava savunma sistemleri ABD’yi savaş uçağı üretiminin merkezine düşük görünürlük odağını koymasına yol açmıştır. SU-57’nin yapısal ağırlığının %25’i ve dış yüzeyinin %70’ini kapsayan bölümü kompozit malzemelerden üretilmiştir. Bazı iddialara göre SU-57’in radar yansıması (RCS) büyük ebadına rağmen F-15SE (Silent Eagle) ile F-18 Super Hornet arasında bir yerde olduğu söylenmektedir. Fakat bu nokta, düşük görünürlüğün modern bir savaş uçağının hava-hava muharebesinde hayatta kalma becerisini sağlayan birçok unsurdan sadece bir tanesi olduğunu belirtmek doğru olacaktır. Bu konuyu burada kapatarak SU-57’in düşük görünürlüğündeki zafiyeti telafi edecek 8 benzersiz yeteneğine bakalım.

SU-57 / Alexei Karpulev RussianPlanes.NET

SU-57’in Yanak Radarları

F-22 için bir dönem planlanan fakat hayata geçmeyen yanak radarları, SU-57 ön burun kısmında kanopi altında yer almaktadır. Bu X-band radarlar uçağın ana N036 Byelka radarını destekleyerek pilotun farkındalığını arttırmaktadır. Yanak radarları ayrıca pilotun “Beaming” olarak adlandırılan taktik manevrayı gerçekleştirmesine olanak vermektedir. Beam manevrası eğer karşınızdaki uçak Pulse Doppler (Darbe) radara sahip ise etkilidir. Bu taktiği anlamak için Pulse Doppler radarın çalışma prensiplerini anlamak gerekmektedir. Basit bir şekilde ifade etmek gerekirse gönderilen sinyal frekansı ile cisimlerden yansıyan sinyal frekansı arasındaki kaymayı ölçen radarlardır.

Radar sinyalini yansıtan eğer bir yeryüzü şekli ise, bir önceki radar taramasıyla en son radar taraması arasındaki görece yer değişimi sıfırdır. Eğer aksine hareketli bir hedef ise otomatik olarak mesafe değişimi olacaktır. Bu noktada eğer hareket halindeki nesne radar kaynağı ile arasındaki mesafe değişimini kontrol edip azaltabilirse veya tamamen sıfırlayabilirse radar kaynağının kendisini sabit bir nesne olarak algılamasına sebep olabilir. Radar kullanan pilotlar karada hareket eden yüksek hızlı araçları ekranlarında görmek istemez. Bazı radarlar siyah ekranlarında bu cisimleri göstermez. F-16 V radarının orijinal ayarlarında bu hız limiti 60 knot dır. Almanya’daki yüksek otoban hız limitleri nedeniyle bu hız filtresinin daha yüksek olduğunu düşünebiliriz. Bu taktik yanıltma özellikle radar kaynağı yüksek irtifada konumlanması halinde etkili olabilir. SU-57 Pulse Doppler radara sahip hedefe uzun menzilli BVR füzelerini ateşledikten sonra 90° dönerek, radar ile kendisi arasındaki mesafe değişimini düşürerek düşman radarının filtre ettiği kör alanda radar kaynağının kendisini yeryüzü şekli ya da yüzeyde hareket eden bir cisim olarak algılayarak radar ekranında göstermemesine neden olabilmektedir. Bu esnada yanak radarı ile hedefi takip eden Su-57 gönderdiği füzeyi hedefe mid-course (yarı yol) yönlendirmesi yapmaya devam edebilmektedir. Pulse Doppler radarın bu handikabı modern AESA radarlarda azaltılmış olsa da 3. taraf sensör ve radarlar ile desteklenmeyen uçaklara karşı muharebe alanlarında halen kullanılan bir taktikdir.

SU-57 X-Band Radar / Vladislav Perminov RussianPlanes.NET

L-band Kanat ve X-band Kuyruk Radarları

SU-57’nin sahip olduğu X-band kuyruk radarı pilotun durumsal farkındalığını artıran bir diğer kabiliyettir. Uçak bu radar sayesinde muharebe alanından çekilirken dahi kendisini takip eden uçakları izleyebilir gerektiğinde angaje olabilmektedir. Byelka Aktif Faz Dizinli (AESA) radarı benzeri nano-teknoloji unsurları ile geliştirdiği N036B-1-01 Kanat Radarları Su-57 için geliştirilmiş bir radar sistemi olmasına rağmen SU-35S’lerde kullanılmaya başlanmıştır. N036B-1-01 radarının teknolojisinin en büyük özelliği düşük görünürlüklü uçakların aşil topuğu olan L-Band ile çalışmasıdır. Çünkü F-22 ve F-35 gibi uçakların radar dalgalarını emerek yansıtmayan ve belli süreler ile yenilenmesi gereken RAM kaplamaları sadece X-Band radarlara karşı yansıma sağlamayacak şekilde geliştirilmiştir. L-Band radarları çok düşük frekanslı radarlardır ve silahlara hedefleme veya rehberlik sağlayacak kadar doğruluklu ve güçlü değildir. Bunun için hala daha yüksek frekanslı X-Band gibi bir radara ihtiyaç vardır.

N036B-1-01 L-band antenlerin problemleri

  1. Sadece mesafe ve yatağı belirleyebilir, yüksekliği belirleyemezler.
  2. Modern radarlar kendisine L-Band aydınlatma yapıldığını, kendi tespit edilmeden çok uzaktan algılayabilir (aynı şey herhangi bir radar için de geçerlidir)
  3. HARM (Yüksek Hızlı Anti-Radar Füzesi) özellikleri ile donatılmış yeni nesil AA (hava-hava) füzeleri bu frekansları da hedefleyecek şekilde geliştirilmiştir.

Fotonik Radar (ROFAR)

Beşinci nesil programların tümü Gan tabanlı AESA radarına yatırım yaparken, Ruslar bu trendi kırmaya ve Fotonik Radar veya Radyo Optik Faz Dizili Radar olarak adlandırılan tamamen yeni ve nispeten gelişmiş bir radar geliştirmeye karar verdiler. Özellikle düşük görünürlüklü uçaklara karşı etkili olan bu yeni teknoloji hakkında henüz çok şey bilmiyoruz. Batı, mikroelektronikte liderliğini korurken Ruslar, batıdaki gibi güçlü bir AESA radarı yapmak için mikroelektronikte teknolojik yeteneklere sahip değiller, bu nedenle AESA radarların seri üretiminde zorlanmaktadırlar. Ancak fotonik teknolojiler açısından, Rusların bir kozu var gibi görünmektedir.

Rus fotonik okulu, dünyanın en iyilerinden biri olarak kabul edilmektedir. 2020’lerin başlarında, Rusya’nın beşinci nesil SU-57 savaş uçaklarında, aktif radyo-optik aşamalı dizi teknolojisini kullanarak fotonik tabanlı bir radar sistemi elde edebilir. Fotonik, optik ile çok yakından ilişkilidir ve fotonik radar, gelişimin ilk aşamalarındadır. Geleneksel EM dalgaları yerine algılamak için lazer darbeleri kullanırlar. Bu, özellikle hareketli nesnelerin hız hesaplaması ile nesnelerin daha iyi izlenmesine yardımcı olur. Bu tip radar sistemleriyle ilgili problemler, radarın kapsam alanı (geleneksel radardan daha az) ve faz gürültüsüdür. Ancak, lazer darbelerinin kullanımı, ultra yüksek bant genişliğine (dolayısıyla büyük miktarda bilgi) ve radar boyutunda küçülmeye avantajlarına sahiptirler.

IRST (Infared Serch and Track / Kızılötesi Arama ve Takip

SU-57’in gelişmiş IRST sensörü geleneksel olarak uçağın burun kısmında kanopinin tam önünde yer almaktadır. Uçağın düşük görünürlüğüne oldukça olumsuz katkıda bulunan sensör, Rus uçaklarının düşük görürlüklü uçaklara karşı en büyük kozlarından biridir. Yüksek irtifalardaki havanın daha soğuk olması nedeniyle etkisi artan IRST, hedef uçakların motor çıkışlarında ve sürtünme nedeniyle gövdelerin sahip oldukları termal izi tespit edebilmektedir.

Modern savaş uçakları hedeflerini yaydıkları IFF (Dost düşman tanıma) benzeri radyo frekansları üzerinden de takip ve tespit etme yeteneği kazanmışlardır. IRST sayesinde pilotlar radar ve elektronik emisyon yayan sistemlerini kapatarak elektronik olarak görünmez haldeyken dahi hedefi takip ederek angaje olma taktik avantajına sahiplerdir. F-22 gibi birçok konuda taktir ettiğimiz hava üstünlük uçağı halen IRST gibi bir sensöre sahip değildir. F-35’in sahip olduğu EOTS (Elektro optik hedefleme sensörü) ile uzun menzilden hava araçlarını tespit ve tanımlama, lazer güdümlü bombalar için hedefleme gibi bir dizi kabiliyetlere sahiptir. IRST sensörlerinin genel kullanımını ilk olarak  gerçekleştiren Rus Hava Kuvvetleri, bu sensörleri uzun yıllardır kullanmaktadır. Tasarımının odağında sadece Hava-Hava muharebeleri olan ve uzun yıllar boyunca edinilmiş tecrübeler ile geliştirilmiş Rus 101KS-V sensörü ile EOTS gibi birçok amaç için geliştirilen bir sensörü mukayese etmek doğru olmayacaktır.

Kızıl ötesi önleme sistemleri

SU-57, F-22 ve F-35 gibi uçağın çevresine dağılmış bir dizi RWR ve LWR füze tespit sistemlerine sahiptir. Fakat SU-57’nin kanopisinin arkasında ve uçağın altında yer alan küçük lazer karşı önleme sistemi 101KS-O sayesinde kendine doğru gelen kızıl ötesi güdümlü füzelere gönderdiği lazer ışınları ile kör ederek füzenin rota dışına çıkmasına neden olabilmektedir. SU-57 sahip olduğu N101KS elektro optik suit, füze algılama, IRST ve kızıl ötesi önleme sistemlerin içinde barındırmaktadır.

SU-57’in her prototipinde göremediğimiz bu yeni soft-kill sistem eğer verimli çalışıyorsa AIM-9X ve benzeri kızıl ötesi tarayıcılı füzelere karşı uçağa önemli bir avantaj kazandırmıştır. Batıdan 40 yıldır görmeye alıştığımız Flare ve BOL-IR gibi kızıl ötesi karşı önleme sistemleri yanında, savaş uçağına yerleştirilecek kadar minimize edilmiş benzeri bir soft-kill sistem görmemiştik. Daha önce Rus helikopterlerinde ve kargo uçaklarında görülen daha büyük sistem, Rusya’nın Suriye de tecrübe ettiği Manpad tehlikesine karşı geliştirilmiş olmakla birlikte, SU-57 üzerinde hava-hava füzelerine karşı nasıl bir performans göstereceği merak konusudur.

Zorlu pistlere iniş

SU-57 5.nesil sofistike bir uçak olarak geliştirilmiş olmasına rağmen güçlü iniş takımları ve çamurlukları ile dikkat çekmektedir. Mig-29 ve bazı Su-27 lerde gördüğümüz hava girişlerindeki kapakları SU-57’de de görmekteyiz, bu kapaklar uçak taksi pozisyonundayken zeminden motora zarar verebilecek yabancı cisimleri çekmesini önlemek amacıyla kullanılmaktadır. Güçlü iniş takımları ve çamurluklar bize F-22’nin aksine SU-57’nin zorlu pistlere iniş yapabileceğini gösteriyor. Aslında Sovyet döneminden kalan bakımsız hava alanları incelendiğinde bu bir zorunluluk haline gelmektedir.

3D Thrust kontrol

3D itiş kontrol gerçek farkını havanın ince olduğu, kanatların yeterince dümen vermediği yüksek irtifalarda göstermektedir. İt dalaşında (WVR) SU-57 Batılı rakiplerini alt edebilecek kapasitedir. Bu nedenle böyle bir karşılaşmadan F-35 gibi geri çekilmeyeceği söylenebilir. Batı Dünyasının hava şovlarının en çok aranan itiş kontrollü Rus uçakları, sahip oldukları potansiyelin bir kısmını sergilemekte ve izleyicileri büyülemektedirler. F-22 aşağı ve yukarı olmak üzere aynı yönde hareket eden iki yönlü (2D) itiş yönlendirmesine sahipken, SU-57’nin birbirinden bağımsız farklı yönlere hareket edebilen 3D itiş kontrole sahiptir. Uçak üstün manevra kabiliyetine sahip olsa da çok keskin manevralar uçağın manevra enerjisini düşürerek pilotu için tehlikeli bir durum yaratabilir.

Silah Havuzu

SU-57 düşük görünürlüklü uçaklar arasında eşşiz bir tandem silah havuzuna sahiptir. Kapasitesi hakkında henüz kesin bilgilere sahip olmamakla birlikte gövde içinde 6-8 adet hava-hava füzesi yada geçtiğimiz günlerde deneme atışı görüntüleri yayınlanan 4 adet KH-59MK2 Cruise füzesi kapasitesine sahip olduğunu söyleyebiliriz. SU-57’nin ön silah havuzunun derinliğine göre ramjet motorlu füzeleri taşıması yada daha fazla hava-hava füzesi taşıması mümkün olabilir, fakat bunu kesin olarak söylemek için uçağın tandem silah havuzu hakkında daha fazla resim ve bilgiye ihtiyacımız var.

 

LT.CJDBY.NET

21. Yüzyılın hava-yer saldırı profili artık belirgin bir şekilde değişmeye başlamıştır. Örneğin koalisyon hava kuvvetlerinin Suriye rejimine yönelik yaptıkları son hava saldırısında görebileceğimiz gibi hedefin üzerinde yada irtifaya göre yakınında bırakılan lazer güdümlü bombaların yerini düşman HSS menzilinin dışından bırakılan hemen hemen her savaş jetinden atılabilen seyir füzeleri (cruise missile) almaya başlamıştır. Türkiye’nin SOM seyir füzesi serisi ile elde ettiği kazanım, Türk Hava Kuvvetleri’nin 21. yüzyılda TF-X ile birlikte vurucu gücünü korumasının sağlayacaktır. SU-57’nin en ilgi çeken silah havuzu, uçağın kanatları altında yer alan pylon (Silah istasyonu) şeklindeki çıkıntılardır. Bu çıkıntıların deniz kabuğu gibi açılan kısa menzilli füzeler için kanat içi silah havuzu oldukları iddia edilmektedir. Henüz bu silah havuzlarının açık haldeyken bir fotoğrafını görmüş değiliz. Ayrıca R-73’ün bu çıkıntıların içine nasıl sığdığını görmek için sabırsızlanıyoruz.

Genel olarak değerlendirdiğimizde, Rusya kısıtlı ekonomik kaynakları ile elinden gelenin en iyisini yaptığı açıkça görülmektedir. Düşük görünürlük  performansı, rakip uçaklar kadar iyi olmasada sahip olduğu diğer kabiliyetler SU-57 pilotunun hava-hava muharebelerinde hayatta kalmasına yardımcı olacaktır. 5. Nesil olarak adlandırılan kavram, içinde bir çok unsur bulunduran bir kabiliyetler toplamıdır. Düşük görünürlük bu kavramı oluşturan bir çok yetenekten sadece bir tanesidir. Bir hava-hava muharebesinde, kendi uçağının yeteneklerini en iyi tanıyan ve bunu geliştirdiği taktikler ile en iyi kullanabilen pilot hayatta kalacaktır. Pilotun yeteneklerini geliştirmesi ancak uzun yıllar gerektiren bir eğitim süreci ve uzun uçuş saatleri ile mümkündür. Bu nedenle Hava Kuvvetleri idamesi ekonomik, saatlik uçuş maliyetleri kabul edilebilir uçaklara yönelmelidir.

Düşük görünürlük kabiliyetini çok fazla ön plana çıkarılarak herşeyin önünde tutmak çok doğru değildir. Her geçen gün gelişen kızıl ötesi tespit kameraları, modern düşük band radarlar ile stealth uçakların savaş alanındaki düşük görünürlüğü azalmaktadır. SU-57 5. nesilin birçok kabiliyetini bünyesinde barındıran ve bunlar arasında bir denge sağlamaya çalışmış bir uçaktır. Aslında havada düşük görünürlüğün yarattığı farka bir örnek vermek gerekirse, Pulse doppler X-Band radar karşısında SU-27 baş yönünden 90 mil’den tespit edilebilirken SU-57 35 mil’den, F-22 ise 10 mil’den daha yakın mesafeye gelmeden tespit edilememektedir. SU-57’in sahip olduğu sensör ve ağ merkezli harp kabiliyetlerin seviyesi hakkında kesin bilgilere sahip değiliz fakat, F-22 gibi uçaklar Link-16 gibi kendilerini diğer koalisyon uçakları ile iletişim kurarak elektronik olarak açık edecek bağlantı kanalları kullanmamaktadır. Bu noktada SU-57 ve F-22 gibi hava üstünlük uçakları sessiz bir avcı olmayı tercih etmektedirler. SU-57’yi değerlendiren bu yazımız sonucunda projeyi başarısız bir 5. nesil uçak olarak görmek yanlış bir yaklaşım olacaktır. SU-27’nin SU-35’e gelene kadar geçirdiği evrim göz önüne alındığında SU-57’in önümüzdeki yıllarda gelişmeye devam edeceğini söylemek doğru olacaktır.

Kıvanç Emir Örken

Yazarın diğer yazıları:

İletişim: Kivancemir1984@hotmail.com

Twitter: @EmirLouise

 

İlgini Çelebilir!

ABD’nin en popüler bombardıman uçağı: B-52

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yerleşik Boeing tarafından geliştirilen B-52 b…